KÜNYE

Bütün vakitlere akşam desem ne çıkar

eve dönen insanları tanımam gerekirdi

oysa akşam olunca

neye yarar bir kumarda kaybettiğim yirmi yıl

her yanılgı bir ömürse yaşamak neye yarar.

 

ben henüz

yarıfelçli büyüklerin çocuk dediği çağda

bıyığı yeni terlemiş bir militan olarak

temmuzda yaşıtlarım oynaşırken denizde

buzlu cola içerken yahut sinemalarda

bir afrodit kopyasını çırılçıplak soyarken

kendi ellerimle oydum tanrımın sağ gözünü

payas'ta bir kitapçının yüz metre ötesinde

 

çin seddi kime karşı yapılmıştır bilirim

bilirim vey ırmağı bağrında kimi taşır

ama nedense bilmem gerek yok bilmeme de

kudüs'de şatilla'da

ümmetin çocukları kurşunla kucaklaşır

neden durkheim'e açılır bütün pencerelerim

sümeyye'nin kimliğini bacım neden bilmiyor

her salonda bir balbala tapındığım yetmez mi

yetmez mi damarlarımda kurt kanı taşıdığım

 

işe bak

bir ısırgan niyetine ben mi diktim eylülü

apansız ağrılarıma ihtilal mi çağırdım

ben mi vurdum göğüsleri çalınmış çocukları

mamak'ta yatmamışsam

ağıtta mı yakmamışım mamak'ta yatanlara

 

yüzüme bir daha baktım yüzünde insanların

yüzüm yolunu şaşırmış bir ırmak oluyordu

bir ırmak bir okyanusa dökülmeliydi oysa

devrilmemek için devrim geçirdiğim yalandır

ben putumu acıkınca yiyenlerden değilim

dokuz katmerli karanlık yetmiyor gözlerime

 

toprağını kaldırmış soruyor yahya saim

'ey yolcu söyle oldu mu turan'da ilkbahar?"

ağır anason kokuyor hava

sinagogun kapısında dökülen bir çehreden

iğrenç gülücükler savruluyor

haimherzog'la nasıl gelecekse bahar

 

ne kadar çırpınsam da

her ana bir insanı bir defa doğuruyor

bütün tanrılarımı bırakıyorum Rabbim

Tevvabsın yıka beni

kazandır rehin kalan kimliğimi yeniden

 

Harman Dergisi, Sayı 37, yıl Eylül-Ekim 1994

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator