DİLSİZİ DİLLENDİREN BAKIŞLAR

Mehmet Saim Değirmenci

 

Kişioğlunun yüzünün halleri, kişioğlunun kullandığı dillerden daha çok şey anlatır. Öyledir. Vücut dili, beden dili, “hâl dili” ve buna benzer dillerin bütün çağrışımlarını da içeren bakışlar, öyle ki bazen dille bile anlatılamaz. Sadece kalbinize dokunur, ruhunuza dokunur.

 

Uzatmayalım ve türküye gelelim:

 

Su gelir millendirir: Bakışın su gibidir, hayat verir, öyledir de, boşuna akmıyorsun, bakışınla birlikte benim çekmekle mükellef olduğum bir yük de var, millendirmesi ondan…

 

Çayırı çillendirir: Çillenmek fiili görsel olarak, yeşille su renginin karışımından oluşan bir çillik olduğu kadar, çayırın canlanmasını da içeriyor. Çillenmek aynı zamanda bir tohumun yeşermesi anlamında da kullanıyor. Suyun gelmesiyle açılıyorum, renkleniyorum, ışkın veriyorum, canlanıyorum..

 

Senin o bakışların/Ahrazı dillendirir: Burada söz sukut etmeli… Bakışın dilsizi dillendirmesini yine dille anlatmaya kalkmak bildiğimiz bütün sözcükleri unutturacak dilliyi ahraz kılacak bir hayreti de içkin aynı zamanda…

 

Su gelir taşa değer: Suyun yönünde, gelişinde, yahut senden bana olan bakışta bir sertlik, çözemediğimiz, çözmeyi umduğumuz bir şey var.

 

Kirpikler kaşa değer:  Ondan bakışın bütün dikkatleriyle açık, bu aynı zamanda alabildiğine bir bedii durum, senin güzelliğini de ortaya çıkarıyor. Zira kirpiklerin kaşına değecek kadar güzelsin.

 

Merak etme sevdiğim/Bir gün baş başa değer: Bu suyun akması gibi doğal bir süreç… Millendirse de, taşa değse de, benim gönlüm deniz, senin bakışın, halin akan bir ırmak, bir gün bana kavuşacaksın…

 

Dahası da var da, türkü söylüyor zaten:

 

Su gelir millendirir

Çayırı çillendirir

Senin şu bakışların

Ahrazı dillendirir

 

Gitme uzak yollarına kurban olduğum/Tatlı söyler dillerine hayran olduğum.

 

Su gelir taşa değer

Kirpikler kaşa değer

Merak etme sevdiğim

Bir gün baş başa değer.

 

Türkü bu kadar. Eklemeleri farklılıkları da farklı yörelerden derlenenlerde. Biz Kırşehir yöresini esas aldık.

 

Çerkeş’ten Muzaffer Sarısözen de derlemiş türküyü…

 

Erciş ve Çorum çeşitlemeleri de var.

 

Peki, kimden dinleyelim bu türküyü? Elbette Neşet Ertaş’tan… En içli o söylüyor çünkü…

 

Raillife Dergisi, Sayı 65, Yıl Şubat 2014

 

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator