KİTABIN DOĞRU ADRESİ

Böyle başlık mı olur, kitabın doğru adresi değil, doğru adresleri var, bir defa kütüphane,  ikincisi kitabın satıldığı kitapevi yani kitapçı, üçüncüsü ikinci el kitapçıların dükkânları, tezgâhları, sergileri, dördüncüsü rahle, beşincisi masa, altıncısı kitaplı, yedincisi okuyucunun koltuk altı, çantası, sekizincisi sahaf, dokuzuncusu… 

Bu liste uzamamasına uzar da niyetimiz, kitaba adres tayini yahut adres tayini değildir, esasında kitabın doğru adresi yine kitaptır, hem internet denilen gâvur icadının kitabe ettikleri bahsinde adresin de zikredilmesi gerekir, artık pek çok kitap internetten okunabilir, indirilebilir, potansiyel olarak bütün kitaplar internete yüklenebilir, dijital kütüphane diye bir nane var filan, bu bahis de uzar gider…

 

Bir de ne haddine senin kitapla adresi aynı cümleye yazmak, kitap kendi adresini bulur; hem kader diye bir şey vardır, kitap için de geçerlidir diye beni azarlamaya kalmayın; durum bildiğiniz gibi değildir ve biraz sonra okuyacağınız satırlar fakiri bir nebze haklı çıkaracaktır.

 

Diyelim bir kütüphane sahibisiniz; bu küçük ölçekte, üç beş kitaplığın yan yana gelmesinden mütevellit bir kitaplık olsun; biraz daha ilerisi bir oda dolusu bir kütüphaneniz olsun, biraz daha ilerleyelim, kitap merakınız, biriktirme huyunuz, yahut işinizin kitapla olması yani mesleğiniz sizi bir odaya sığmayacak kadar kitaplı yaptı, oda iki oldu, salona taştı, oğul uşak sahibisiniz, evin hanımı mızıkçılık yaptı, siz de alın ev sizin olsun, ben yeni bir ev açarım deyip safi kitapla dolu şahsi ve müstakil kütüphanenizi kurdunuz, e, bunların hepsi kitabın adresidir adresi olmasına da bu kitapların akıbeti ne olacaktır?

 

Türkiye’de babasından miras kitaplığa/kütüphaneye sahip çıkan insan sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az ve azizdir. Azdır zira, biraz da babanın çocuğa, eve ilgisizliğinden, ilgisini kitaba, okumaya, kütüphaneye hasretmesinden dolayı bir tepki olarak evlat babaya çekmez, o kitaplar melül mahzun kendi akıbetlerini düşünürler. Kendi akıbetlerinin pek da hayırlı olduğunu söylemek Türkiye şartlarında şimdilik pek mümkün değildir.

 

Allah geçinden versin, bir kütüphane sahibi birisi olarak öldünüz, yıllardır yeni kitapçılardan, eski kitapçılardan, yani ikinci el kitapçılardan ve sahaflardan, kamu kurum ve kuruluşlarının yayınlarından mektupla, kitap sergilerinden, pazarlardan, evet eskici pazarı, hırsız pazarı, hurda pazarı gibi pazarlardan, dahası antikacılardan topladığınız, eli kalem tutan ahbaplardan gelen çoğu imzalı kitapların da içinde bulunduğu, ödünç alıp vermediğiniz, apartmanın çöpünden bulduğunuz kitapların da içinde bulunduğu bir nevi mekanı mabet havasındaki o kütüphaneniz ve omuz omuza, sırt sırta, yan yana, alt alta üst üste birbirine yıllarca alışmış, çoğunun satırlar çizilmiş, arka sayfasına okuma tarihi yazılmış, aralarında akıl almaz nitelikte uçak biniş kartından piyango biletine, kartvizitten sıradan bir kağıda yazılmış iki dizeye, ne bileyim bir papatya kurusundan bir gül yaprağına evet, akıl almaz ayraçlar bulunan, tozlu, sarı, ciltli, ciltsiz, fersude, taze binlerce kitabınız öksüz ve yetim kaldı, seyreyle sen gümbürtüyü…

 

Gümbürtüyü derken elbette davul teneke çalmıyoruz canım, e, kütüphane sahibi tahtalı köyü boyladı, kitapları da mezara gömecek değiliz ya, hem, içinde paha biçilmez kitapların bulunduğu bir kurgan yapma imkanımız da yok, hamdolsun şamanlığımız geride kaldı ve Müslüman’ız, e, ne olacak bu kitaplar…

Yerine yangın mı düştü; yerlerinde dursunlar demeyin, daha haftasından başlayarak bu kitaplar tatsız bir gündem oluşturacak, geride kalan hısım akraba değişik fikirler ileri sürecek, sayıca az ise şayet, hurdacıya verilecek, çöpe bırakılacak, tuhaf bir temizlik hissiyle, bir tazelenme ayini yapılacak, kitaplardan ve kitaplıktan boşalan yere yeni eşyalar konacak, mekan bir miktar genişleyecek, çöpçüler o kitapları ayrıştıracak, şehirde eski kitap toplayıcıları, bu kitapları eski kitapçılara, sahaflara gösterecek, nihayetinde kitaplar kendisine yeni bir adres bulacaklar, ölümü unutacaklar, adını sahiplerinden duydukları ve bazılarını asla görmedikleri yeni kitaplarla ahbap olacaklar, satılacaklar, hediye edilecekler, yeni sahipleri elinde yeni bir hikaye yazılmaya başlayacaktır.

 

Diyelim ev ahalisi bir kamu yahut özel kütüphaneye müracaat etti, kütüphaneyi anlattı, adamlar geldiler, kamyonlar, kamyonetler çekildi, kitaplar yüklendi, o kütüphaneye gitti, listelere kayıtlara bakıldı, mükerrer olanlar bir kenara ayrıldı, diğerleri kütüphaneye kayıt edildi, mükerrer olanlar başka kütüphanelere gönderildi, yahut hurda kağıt fiyatına satıldı, o satılanlar yine büyük ihtimal sahafların, asıl adreslerinin yolunu tutacaklar, geride kalanlar raflarda yerini alacaklar, sevgisiz, resmi, soğuk o ortamda, muzır okuyucuların çalmalarından, aradaki harita yahut gravürün falçatalanmasından, ne bileyim, kitaptan anlamaz, bu işi yük gibi gören, emekliliğini bekleyen, kitabın aşkından da meşkinden de bihaber kütüphane memurunun karamsar ve bezgin bakışlarından gözlerini kaçıracaklar, yeni bir yönetici gelince yerine göre ayıklanacaklar, asla ayaklanamayacaklar, uzatmayalım, böyle olacaktır…

 

Diyelim varlıklı biriydi rahmetli, ailesi de varlıklıydı, Türkiye’de pek örneği yok ama, adına bir yer satın aldınız, bir kütüphane binası inşa ettirdiniz, yahut kütüphane olacak bir yer buldunuz, adam istihdam ettiniz, anlı şanlı bir filan kişi kütüphanesi kurdunuz, dünya yine ölümlü dünyadır ve o kitapların yeni yeri eski yeri olmayacak, zamana sari parçalanacaklar, çalınacaklar,çırpılacaklar, hacı yolu gözler gibi okuyucu gözlemekten gözlerine katarakt inecek, yine mutlu olmayacaklardır.

 

Bu diyelim ile başlayan cümleler artar, iyisi mi, o şehrin hatta o ülkelerin sahaflarını çağırmak, bakın kardeş, ne verirsiniz diyerek, en yüksek fiyatı veren sahafa kitapları teslim etmek, aradan çekilmektir. Sahafın kütüphane düşürürken duyduğu heyecan, o kitapların tasnifi, nadir olanların ayrılması, yıllardır bir kitap arayanlara verilen müjde, kitapların sahiden okuyucusuna, yeni sevgilisine kavuşma ihtimal ve imkanı, filan sahaf filan kişinin kütüphanesini aldı, acaba neler var içinde merakı, kütüphanedeki kitaplara göz atmak isteyenlerin merakları, buna benzer şeyler etrafında dolaşan söylentiler, sonra o kitapların sahaf dükkanında yer almaları, yeni hayat, yeni canlılık, yeni hareket, yeni dünya, bütün bunlar inanın rahmetliye binlerce Fatiha okuma sevabıyla eşdeğerdir ve kesinlikle ruhu muazzep olmamaktadır.

 

O zaman başlığa dönelim ve diyelim ki, bu bapta kitabın en güvenli, en isabetli ve dahi en istikrarlı adresi sahaflardır.

Kılavuz Dergisi, Sayı 49, Yıl Mart 2014

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator