TERMİNALDEN AŞTİ’YE…

 Mehmet Saim Değirmenci

 

Otobüs terminali deyip geçmeyin, bir yönüyle yakın zamanın hanları olan bu mekânlar, konumları ve işlevleri itibariyle toplar ve atar damar gibidirler ve yolculuğun ilk adımı yahut nihai noktaları olmalarının yanında, toplumsal değişimin de sancılı fotoğraflarını yansıtırlar. Bir şehir önce terminalinden tanınır. Başka bir şehir de o şehrin terminalinden tanınmaya başlanır. Tanınmasa bile, asker dönüşü, mevsimlik işçilik belası dönüşü güzergâhtaki beş on dakikalık yolcu indirme bindirme eyleminden sadece terminali gören yurdumun insanı o şehri de görmüş olmanın iftiharını görmüş geçirmişlik hanesine kaydetmekten imtina etmez. Hâlbuki gördüğü, keskin sidik ve ter kokan tuvaletler, karbonatlı ve çaydan başka her şeye benzeyen yarısına kadar doldurulmuş küçük cam bardakta çaylar, çaycılar, seyyar satıcılar, simitçiler, poğaçacılar, sağda solda uyuklayanlar, bekleyenler, acele edenler, değnekçiler, uyanıklar, üçkâğıtçılar, eve dönenler, evden kaçanlar, beş parasızlar, dilenciler; bütün bunların da fotoğrafa dâhil olduğu kendine özgü bir terminal hayatıdır.

 

Dönemin tren garları ve havaalanları otobüs terminallerine göre daha estetik, eli yüzü daha düzgündür; hele tren garları yapısı ve doğası gereği daha hami ve insani yapılardır. Terminalin istasyondan, gardan, havaalanından farkı ayrı bir yazı konusudur; ancak belirtmeden geçmeyelim, toplumu kılcal damarlarına kadar tanımak için terminalleri hesaba katmak gerekir. Ülkemizin en özgün toplumbilim laboratuvarı otobüs terminalleridir desek abartı sayılmayacaktır.

 

Yakın zamanda her şehir o eski, şehir içerisinde bir özge kasaba havası veren terminal yerleşkelerini yıkarak mümkünse şehir dışına doğru daha yeni daha modern otobüs terminalleri yapmışlardır yapmasına da, fotoğraf o kadar siyah beyaz olmasa da değişen zamana rağmen eski fotoğraftan izler ve renkler taşımaya devam etmektedir.

 

Terminalden AŞTİ’ye başlığını taşıyan bir yazıda bu kadar genelleme fazladır; terminalden kastımız, şimdilerde yerinde Büyükşehir’in gökdelen olarak diktiği hizmet binasının yer aldığı otobüs terminali; AŞTİ ise, Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali İşletmesi’dir. Eski terminal şehir içinde uzun süre ilk paragrafta tasvir edilen haliyle hizmet verdikten sonra, bir süre metruk kalmış, şarapçıların, tinercilerin, evsizlerin, farelerin ve köpeklerin mekanı olmuş, yandaki birbirinden güzel demiryolu lojmanı sakinleri de yürekleri ağızlarında evden çıkıp eve gelmek durumunda kalmışlardır.

 

Eski terminal Türkiye şehirleri arasında demiryoluna ve tren garına en yakın istasyondur; ne var ki tren garından ve demiryolundan nasibini almadan hayata gözlerini yummuştur. Bugünlerde yaşı kırkın üzerinde olan kuşağın Ankara’ya ilk gelişlerindeki  Ankara fotoğrafının yerinde şimdi alabildiğine modern ve yüksek belediye binası hizmet vermektedir. O kuşak için adres tarifinde hâlâ adından söz ettirse de, kısa süre sonra eski fotoğraflarda kalacaktır.

 

Melih Gökçek Hazretlerinin belediye binası avlusuna park ettirdiği, Ankara gezicilerinin yakıp yıktığı hurda otobüs ve arabalar da nasıl bir zihin oyunuysa eski terminali çağrıştırmaktadır.

 

AŞTİ mi? Biliyorsunuz canım… Onu anlatmaya gerek yok… Hemen Tandoğan’dan binin ANKARA’ya ta içindesiniz. Eskisine gram benzemez. Hoş, o da şehir içinde kalmıştır ve ihtiyacı karşılamaktan gün geçtikçe uzaklaşmaktadır lakin, onun eskiliği eski terminal yanında hala parlak ve çil durmaktadır.

 

Siz yine de gardan ayrılmayın… Treni öneririz…

 

Bağlantı Noktası Dergisi, Sayı 66, Yıl Temmuz 2014

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator