KİRAZ DALINDA SIRA

 

Mehmet Saim Değirmenci

 

O ne derin türküdür. Her türkünün derinliği var kendi halince diyeceksiniz, öyledir de, hayat akıp giderken insanın kırılganlığına, beklentisine, hasretine, ezilmişliğine, bütün bunların “hayatın akışına” kattığı bireysel acıya ustaca vurgu yapan türkülerden biridir, “Göver Bostanım Göver”…

 

Yakın tarihimizin yürek burkan acıları, o acıların türkü yakıcının kendi dünyasındaki karşılığı, dahası toplumun ortak bilincindeki ve belleğindeki acıları da duymak mümkün türkünün katmanlarından… Toplam 12 dizeden oluşan, bunun da sekiz dizesi icra edilen türkümüzün son İmparatorluğun dağılma sürecindeki kırılmalardan garip kalmışlığa, öksüzlüğe, hemen hasrete, hemen hepimizin karşılaştığı/karşılaşabileceği insani durumlara ayna tutması, oluşturduğu atmosfer ve insanı içine çeken hüznü, yakıcının ve Türkçenin gücüyle izah edilebilir ancak…  Türküyü söyleyen bir acı kuyumcusudur.

 

Dizelere gelirsek:

Göver bostanım göver: İnsanın çektiği hasretler için gövermesi nasıl olağandışı bir durumsa, bostanın gövermesi de o kadar olağan ve doğal… Kendi hayatı ile eşyanın ve evrenin kendi halinde akışının oluşturduğu muhteşem çelişkiyi bile uyuma dönüştüren bir güç, bir teslimiyet var bu dizede…  Yahut benim yol gözlemekten gözlerim göverdi; sen de bana eşlik ediyorsun der gibi bir acı neşesi de…

 

Su gelir bendi döver:  Kendi yatağında akan ırmağın, derenin, bendini dövmesini de özdeşleştiriyor kendi haliyle… Ben dizimi döverim, su bendini döver iması da var. Bir doldurma dizesi değil, ilk dizeyle birlikte değerlendirildiğinde, su, gövermek, gelmek, bostan sözcükleri olumlu ve yaşatan sözcüklerdir.  Buna karşın yakıcının taşıdığı ümit ve türkünün devamındaki “giderim ardı sıra” azmi “acıyı güzelleştirme” eyleminin fotoğrafıdır bir bakıma…

 

Ben bu yerde garibim: İnsan dünyada gerip değil midir? İnsanın kendi varoluşunu, gidip gelmeyen yakınının etkisiyle, kendi garip bırakılmışlığıyla hatırlaması ve güncellemesi, kişinin dönemsel yalnızlığını da aşan bir şeydir.

 

Her gelen beni döver: Öyle ya, bostanın gövermesi, suyun bendini dövmesi bile bir “dövme eylemidir” türkünün öznesi insan için… O kadar yalınlaşmış, incelmiş, kendi olmuştur ki, o artık yerel ve dönemsel olanı geride bırakan bir evrenselliğin tercümandır: İnsanın ayrılık derdi vardır, acı duyar, özler, bekler, ve kavuşmak için gidilecek bir yol varsa gider.

 

Yazı türkü şerhine dönüşmeden  diğer dört dize ve icra edilmeyen dörtlüğü de verelim ki, okuyucunun zihninde fotoğraf netleşsin.

 

Göver bostanım göver

Su gelir bendi döver

Ben bu yerde garibim

Her gelen beni döver

 

Kiraz dalında sıra

Yârim gitti Mısır’a

Eğer bunda gelmezse

Giderim ardı sıra

 

Kiraz altında ekin

Aldırdım elimdekin(i)

Her gören benzim sorar

Hiç bilmez kalbimdekin(i)

 

Türküyü Adana/Saimbeyli’den rahmetli Muzaffer Sarısözen derlemiş.  Kaynak kişi: Fethi Güler. Ben TRT korosundan ve Adanalı mahalli sanatçılardan dinledim. Aysun Gültekin’e, ne bileyim Sevcan Orhan’a icrası çok yakışırdı bu türküyü söylemek, bildiğim kadarıyla onların repertuarında yok…  E, kim söylerse dinleriz bu türküyü…

 

 Raillife Dergisi, Sayı 71, Yıl Ağustos 2014

 

 

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator