ZEHİRLİ BAHAR

Mehmet Saim Değirmenci

Aşk bir zehirli bahar ayini… Tanrı âdemoğullarını ve Havva kızlarını o ayine katılmakla imtihan eder daha çok…  Bize yurt olan doğanın cilveleri içimizde neleri göverttiğini, hangi çılgınlıkları tetiklediğini bilmez. Meşelerin gövermesi de öyle… Varsın göversin. Ne var ki,  ölesiye sevdiğimiz kızın bir kötüye varma ihtimali içimizde göveren meşelerden bir cehennem ormanı çıkarır; uçsuz bucaksız bir yangın… Yandım deriz. Vuruldum, tutuldum, sevdim anlamında… Ben sana yangınım deriz.

 

Hiç kimse kendisi gibi yanmamıştır ona… Meşelerin gövermesi anlatır bunu, o çıplak dalların birden koyu yeşile dönüşmesi, canlanması…  “Varsın göversin” umursamazlığındaki, boş vermişliğindeki ima,  gönlünün o göveren meşeler yanındaki canlılığına, tutkusuna göndermedir. Bahar gelince sevdiği kızın düğünün olacağı, kötüye gideceği ikincil kalır bu anlatımda…

 

Ya da şöyle bir şey: Meşelerin gövermesi doğaldır. Bir iyinin/güzelin bir kötüye/çirkine varması doğal değildir. Öyleyse madem meşeler göveriyor, bahar bu, yeniden diriliyor doğa, ömrünün baharını yaşayan sevdiği kızın da bu doğallığa eşlik etmesi, kendisine varması doğal olmanın gereği değil mi?  Türkünün bir sonraki dörtlüğünde elinden geleni yapacağı, sevdiği kızı kötüye yar etmeyeceği vurgusu tamamlıyor fotoğrafı…

 

Türkü şöyle:

 

“Meşeler gövermiş varsın göversin

Söyleyin huysuza durmasın gelsin

Varmasın kötüye asılsın ölsün

Kötü adamın var ömrünü yok eder

 

(Ben)bilemedim yaylanızın yolunu

Saçım uzun bağlasınlar kolunu

Eğer annen seni bana vermezse

Yemin ettim keseceğim yolunu”

 

Türküyü merhum Muzaffer Sarısözen Kızılcahamam’dan derlemiş. Bir de repertuarda olmayan dörtlüğü var:

 

“Karaser Deresi bükülür gider

Zülüfler gerdana dökülür gider

Bir yiğit de sevdiğini almazsa

O yiğidin ömrü sökülür gider”

 

Türkü bu kadar… Peki, kimden dinlemeli? Ben Emel Taşcıoğlu ve Erol Parlak’tan dinlemeyi seviyorum.

 

RailLife Dergisi, Sayı 74, Kasım 2014

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator