YERYÜZÜ MAYALANIR KALBİN ORTA YERİNDE

 

Kelimeleri gelin eder gibi konuşur.

 

Diyelim iki bin kilometrelik bir yola gittiniz, tutar mavinin, yeşilin, sarının fotoğrafını çeker, rüzgârda uçuşan bir yaprağın bile hatırı vardır.

 

Sadece kalbin kadrajlanmayacağını bilir.

 

Yürürken ağır yürür, bakarken insanın için okur gibi ağır bakar, okurken ağır okur, gülümserken ağır gülümser.

 

İncitmez, incinir.

 

Kızgın olduğu zamanlarda bile sesi kır çiçeği boyunu geçmez.

 

Kırılgan aşkların adamıdır, kırılır, yine kırılır, yine kırılır; kendi kırıklarından sarar başkalarının yaralarını…

 

Şairdir.

 

Kelimeleri kalbinde dolaştırır dudaklarından önce…

 

Şiirin şu sürgünlük yurdunda bir sığınak olduğu yanılsamasına düşmez… Sığınak arayışıdır en fazla… Çıbansız olsa da ruhu Şi’rpençe çıkarmıştır. Kapanan Pencere’den ve Kalbin Orta Yeri ile kendi yaraları için de insanlığın yaraları için de kabuk kaldıran şiirler söyler.

 

Denemeleri de şiire dâhildir. “Yol Gösterici”si kendidir biraz; Bakışlar Kıyısı’nda şiirin ve hayatın kıyılarında dolaşır.

 

Yüzü bir güven adasıdır. Sesi gibi çiçekli ve toprağa yakın. Maskesi sadece sakalı…

 

Körpe uyanışların, körpe heyecanların, ruhunun gözeneklerinden hayata uç veren körpe dal uçlarının yalancı baharına büyük bir olgunlukla gülümser…

 

Sadece insanın tasarlanmayacağı derin bilgisiyle dolaşır aramızda…

 

Ankara’nın tasarımcısı…

 

Şehrin değil elbette, Ankara’daki yayınevlerine yüzlerce kitap kapağı yaptı. Pek çok derginin doğumuna tanıklık etti. Kabağından iç tasarımına, hatta dizgisine kadar onun elinden geçti.

 

Hatır gönül belasına akıl terini döktüğü, tek kuruş almadığı işlerin haddi hesabı yok…

 

Kurumsal kimlik çalışmaları… Kamu kurum ve kuruluşlarına logolar… Seçimlerde pek çok siyasi partinin kampanyasının akıl babası/hocası…

 

El emeği teşekkürle ödeşilmez ya, Fidancı’nın el emeğinin, göz nurunun çok değil çeyreği ödenseydi, dünyalık ihtiyacı olmazdı. Yüzü yumuşak… Hakkını bile isterken yüzü kızaracak kadar narin…

 

En sıradan işlere bile özenli…

 

Hadi bir dergi çıkaralım deyince ilk akla gelenlerden; ondaki heyecanın, yeni bir kitabın doğumundaki el titremesin mesleğiyle izah edilemez bir tarafı var.

 

Her daim güzelin peşinde…

 

Yalnız kaldığında yüzüne döner; aynasız… Yüzünü kalbiyle yıkar dalgınlaştığında. Öyledir.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator