HAYATIN BÜYÜSÜNE KAPILMADAN

 

İnatçı ve dikine bir yüzü var, durgunken…

 

Gülümseyince inatçılığı, dikineliği, yalçınlığı da gülümsüyor yüzünün…

 

Zonguldaklıdır olmasına da,  sadece Karadeniz’in değil, dünyanın bütün sert mizaçlı insanlarının ortak karakterini yansıtıyor yüzü ilk bakışta.

 

Onunla ilk tanışan insan, mutlaka dikkatli olmalıyım, adam çok seçici,  çok titiz izlenimini edinir.

 

Öyledir. Seçicidir. Titizdir. Özellikleri yahut baskın özellikleri bunlar değil. Öyle başlarsınız tanımaya… Tanıdıkça ondaki ince zevki, sahih olana tutkunluğu fark edersiniz. Niteliğin ve özgün olanın peşindedir. Harman çıkarsa bile yığdığı saman, serdiği buğday estetik olmalı, tek tane israf edilmemelidir.

 

Gelenek bilincinin de gelecek bilincinin nasıl yaşatılacağını bilir. Değer ihtiva eden her şey değerlidir onun için, bunun sulandırılmasını, kıyısından köşesinden piyasaya sürülmesini, itibarsızlaştırılmasını istemez.

 

Hayatında inişi olmayan bir insandır.

 

Bilgisi, deneyimi, çevresi, meslekte ustalığı ona her ne kadar farklı bir yer etse de gönlümüzde, farklı bir yerim var demez, tevazu köşkünde oturur, yürüdüğü yol da, abdest aldığı su da, baktığı gökyüzü de tevazu gömleğini giyinir.

 

Toplumsal değişimlere, iletişim devrimin neyi nasıl etkilediğine en fazla kulak kesilenlerimizden…

 

Zemini olmayan sözü ve hayali olmaz. Muhayyilesi kalbinden ve aklından bağımsız işlemez.

 

Toplumların sürüleştirilmesine yığınlaştırılmasına, afyonlanmasına karşı kaleme aba giydirenlerden…

 

Abbas Abalı müstearıyla ekrana dair yazılar yazdı. Bunlar kitaplaştı. Kitabı kariyerine mani olsa da umursamadı.

 

Ahmet Necdet Sezer’in reisicumhurluğunda “ha o kitabı olan adam” tanımı kendisi içindir; statükocularla da değişimden laylaylomu anlayanlarla da arası limonidir.

 

İyi bir yönetmendir, ayrıntıları kaçırmaz. Aldığı ödüller de tanımlamaz onu.

 

İyi bir arşivcidir. Süreli yayınları tarar, hala kupür keser.

 

Onda her genç öykücünün, şairin, edebiyat adamının bile bir dosyası vardır.

 

Okuduğu bir denemenin bir şairin müellifini arayıp, yahu şu dergide yazını/şiirini okudum, diline gönlüne sağlık diyecek inceliktedir.

 

Çok seyretmekten, çok izlemekten, çok çalışmaktan, acil olanın önemli olanın önüne geçmesinden olacak, yazmaya pek vakit bulamamıştır.

 

İnatçı ve dikine olmayan bir yüzü var; tanıdıkça mizacı kendini ele verir.

 

Titiz, seçici ve takipçi olduğu doğrudur.

 

İçinde yeniyi barındıran her eserde heyecanlanır.

 

Deli Yürek’in biraderi olmasa da akrabasıdır.

 

El öpmez el öptürmezgillerden… Ağabeyimiz. İyi biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator