BİR NİCE GÖMLEK DİKER GÖNLÜNÜN KUMAŞINDAN

 

Dünya ağlayarak tanımaya çalışırken, kulağına Urfalı Tenekeci Mahmut, tabii ki Urfa ağzında ezan okuyor; babası…

 

Annesi sütten keserken Urfa biberi sürüyor ağzına; acıya ilk aşinalığı…

 

Sıra gecelerinde, babasının dizi dibinde, yazmasa da bir Samet Ağaoğlu klasiği olacak “babasının arkadaşlarına” arkadaşlık ediyor.

 

Sonra, terzi çıraklığı, gömlekçi ustalığı, memurluk, yerel gazete sahipliği, muhabirlik, haber müdürlüğü, ne bileyim köşe yazarlığı, basın müşavirliği filan…

 

Kötü şiirleri, şiir kitapları, söyleşi kitapları, bölgenin sorunlarına dair saha araştırmalarından yola çıkan kitapları, Urfa Musikisine dair dev çalışmaları var.

 

Buna su sızmaz adanmışlığını ekleyin,

 

Yetmez, yaralı parmak görünce dayanamayan yufka ve merhametli yüreğinin hallerini ilave edin,

 

Bütün çözüm kapılarını kaşla göz arasında yoklayıp en çabuğunu en kestirmesini seçme yeteneğini ekleyin,

 

Gönül alma, gönül kazanma, gönül abat eme, gönü koyma, gönül düşürme, gönle girme, gönül yapma ve buna benzer gönüllü eylemlerin bütün çeşitlerini, çeşnilerini, çeşitlememelerini ekleyin,

 

Kırmaktan kırılmak yeğdir ilkesinden şaşmayan, kırılganlıkları bile hayra çeviren dönüştürücü kudretini ekleyin, eksiği var:

 

Gözlerinin siyahında Karadeniz, beyazında Atlas Okyanusu… Dilce sustuğunda Dicle gibi zehirden ırmaklar akıyor içinden… Rüyasından boğulan, ezilen, sömürülen dünyada kim varsa onların çığlığıyla uyanıyor.

 

Sadece Türklerle, Kürtlerle, Araplarla değil, nesli tükenen kavimlerle de akraba olduğunun bilincinde…

 

Çok Urfalı, çok İstanbullu, çok Ankaralı, çok Türkiyeli… 

 

Her çocuk acısında, dünyaya bir gazelin gözlerinden bir başka bir gazelin kapısından bakıyor.

 

Yorgunluk sözcüğünü defterinden silenlerimizden…

 

Telefonunda cevapsız çağrı bulunmaz.

 

Gelmiş geçmiş bütün Osmanların hasletlerinden bir özet taşıyor kalbinin sehpasında…

 

An’ı ertelemiyor. Anlık durumlarda bile milyonlarca yıllık bir deneyimle hareket ediyor gibi kendinden emin, sakin…

 

Yüzü sırattan ve “sarat”tan geçmiş… En ince eleklerden de… Mutmain.

 

Bir de Hazreti İbrahim’i ateşe atılırken görüp de çığlık atan alnı…

 

Osman Güzelgöz’ün yüzü:

 

Nokta.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator