“TEMİZ YARALAR ISMARLARIM”

 

Yerleşik olmayan bir yüz… Yerleşik değil, çünkü konuk olduğunun farkında. Onda pek çoğumuzda bulunmayan bir konuk dikkati var. Mütemadiyen uyanık… Sokakta, mahallede, kentte, ülkede, kıtada, dünyada ne olup bitene kesilen bir dikkat… Sokakta hırpalanan, mağdur edilen kapıcı çocuğunu, dünya sisteminin kanlı, uyutan, uyuşturan, sömüren eylemelerinden farklı görmüyor. Numaralı bir evde oturduğunun, bir kafa kâğıdı taşıdığının, kuşatılmışlığının farkında... Kılıçsız ve kuşatılmış olsa da buğdaya saygısını yitirmeyenlerden…

 

 Bir ihtiram abidesi… Kendi. O kadar kendi ki, saçları rüzgârla, parmak uçları toprakla, dili ateşle, öfkesi suyla konuşuyor; ondan sakin… Doğal olana hürmeti, kulağının büyük ve muhteşem döngünün sesine ayarlı olmasından… Ondan, büyük küçük demeden her türlü sapmaya, her türlü yapay doğallığa karşı uyanık…

 

Gülümsemesi gezgin bir güneş… Yüz ekşitmesi de gülümsemeye dâhil… Ekşiliğinde bile içten içe köpüren, kıvamına gelen bir neşe… Tuhaf bir rintlik…

 

Toplumbilimci. Toplumun, bilimin ve bilincin “modern zaman”da “insan”a edip eylediklerini hepimizden iyi bilenlerden… Ondan, topluma, bilime ve bilince dil çıkarıyor. Dünyaya da… Aymazlık ilacı kullanmıyor. Kişisel tarihinde kundaklanırken bile kulağı ile yastık arasındaki mesafeyi özenle korumuş.

 

Eskimeyen ve eksilmeyen dili var. Sözcükler onda yaşanabilecek bir ada inşasında işe yarıyor. Sürekli eylem halinde… Şair o adanın tasarımcısı, mimarı, işçisi, harç karıcısı, gemi gözleyicisi, ağaç dikicisi, bahçıvanı… O ada bildiğimiz evrenin ta kendisi. Dili de…

 

Basit gördüğümüz kelime oyunları tehlikeyi anlaşılır kılmak için…

 

Aklım almıyor, demiyor, aklı alana kadar beyin damarlarını çatlatırcasına terliyor. Tanımlamak için tanımın dışında…

 

Ayak izleri bahçeye dönüşenlerimizden… Kendisi de bir iz…

 

Osman Konuk bu, şairimiz.  Yakışıklı. Muzip… Özenli. Tanrı konmak ve konuşmak için madem bize bir dil verdi, “keşke” yok diyenlerden…

 

Onun için “Seni Yalnız Ben Anlarım”ın, “Tehlikeli Belki”nin, “Beyaz Savunma”nın şairi diyenler yanılırlar; çağının şairi diyenler de… Şair tanımlamasının da “çağ” tasnifinin üstünde ve ötesinde çekiyor numarasını… Sadece haritanın en kahverengisini görüyoruz ilk bakışta…

 

Sözcüğün her çağrışımıyla iyi bir tiryaki; “afyon” hariç…

 

Sadağı kelimelerle dolu…

 

Yüzünde yedi milyar anlam bir bakışta…

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator