BOHÇASI ÇANTASINDA

 

Boyu kısa. Sakalı köse değil.

 

Yüzelliliklerden. Boyu 1.50…

 

Çeyrek yüzyıl önce Hacı Bayram’da Pınar Kitabevinde hem kitapçı hem kitapçı çırağıydı.

 

O hâliyle bir sarık, bir aba giyinse, beş asır öncesinden çıkıp gelmiş bir Hacı Bayram müridinden farksızdı.

 

Müridlikle sınanmadı.

 

Sonra başka kitapçılar açtı.

 

Ankara kitapçılığının son 25 yılını adı gibi bilir.

 

Bir yere geldiğinde, sandıkta bile olsa kitabın kokusunu alanlardan.

 

Seyyar sahaflık yapıyor.

 

Antikacıları, eskicileri, hurdacıları, çöpçüleri, pazar esnafını tanır.

 

Pek çok yönüyle Kemal Tahir kahramanlarına benzer; Çorumlu…

 

Kitapçı olmasaydı  suça meylederdi.

 

Şimdi dünyası bohçasında, bohçası da antika bir deri çantanın içinde. O çantadan elyazması mushaflar, divanlar,  taşbaskılar, Bulak, Kazan baskısı kitaplar, nadir ilk baskılar çıkar.

 

Alış veriş bahsinde cebinde akrep olanlarımızdan…

 

Kitaba çok para vermez, kitabı çok paraya verir. Geçim derdi; anlaşılır.

 

Eski yazıdan, eski kâğıttan, ciltten,  eski kültürden anlar…

 

Bir bakarsınız, Kütahya’da bir hurdacıdan Halkevi Yayınlarının bilmem hangi kitaplarını almış getirmiş.

 

Bir bakarsınız Manisa’da, Bursa’da, Konya’da… Tuhaf ve derin bağlantıları vardır.

 

En son gördüğümde Hoca Ali Rıza’nın bir müellif hattı bir yazması vardı çantasında, bilinen tek kitabı, eşek yüküyle para istiyordu: 60 bin lira… Eder mi, eder.

 

Fakir, kütüphanesinin medar-ı iftiharı bir elyazması Kuran ile bir Nasreddin Hoca yazmasını ondan almıştır.

 

Adı Musa… Soyadı Çağlar. Boyu kısa. Sakalı köse değil. Hazırlıklı olmak kaydıyla korkmanıza gerek yok…

 

Yüzü gülümserken bile tatlı bir hinlik düşünüyor.

 

Konuşması sevimli, kelimeler gümüşî bir kıyafete bürünüyor dudaklarından çıkmadan önce…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator