GESİ BAĞLARINDA ÜÇ TOP GÜLÜ VAR

 

Allah affetsin, biraz kuzguna benziyor.

 

Gözlüklerini, o son dönem Osmanlı aydını gözlüklerini takınca, usta bir çizerin elinden çıkma kuzgun…

 

Kravat taktığı ve sinekkaydı tıraş olduğu görülmemiştir. Üstü başı düzenli bir perişanlık içinde…

 

Kendisi ne kadar renkliyse, kılığı kıyafeti, saçı teni, o kadar gri…

 

Hani Karacaoğlan, “sıfat kocasa da gönül kocamaz” diyor ya, beden yaşlanır heyecan taze kalır diyenlerden… Yüz yaşına gelse de aynı heyecanı muhafaza eder…

 

Gaz verme, dolmuşa bindirme değil ondaki heyecan, yerinde durmayan bir yüreğin, evrenin yürek sesine uyumundan mütevellit…

 

Kendi tabiriyle “arkadaş milliyetçisi”… Kimin nerede işi var, kimin mağduriyeti var, olmayacaksa da oldurana kadar koşturur. Hatta mağdurdan, işi olandan daha çok koşturur.

 

Parayı sevmez, biriktirmez. Para ancak çay içmeye, simit yemeye, tren bileti almaya yarar.

 

Kuzgunu unutun. Kuzgun donuna bürünmüş Allah’ın yarattığı özgün bir kuştur o… Bir bakarsınız Şam’a, bir bakarsınız şarka konmuş…

 

Gezgin… Gönül kâşifi… Mütemadiyen konuşur. Kelimelere külah giydirir, olmadı fes giydirir, olmadı sarık sarar, bere giydirir, şapka giydirmez. Şapkayı kendi giyer. Onu da bir düz iki ters giyer.

 

Matematiği zayıf… Atlayarak sekize kadar sayar.

 

Eylem adamıdır. Omuzu ey diyen her bağrı yanığın omuzunu ısıtır.

 

Memleketin bütün yeraltı mescitlerini bilir.  Yeraltı ırmaklarıyla arası iyidir.

 

Bekir Fuat olunca ciddileşir.  Sosyologlar yazılarını derslerde okutmalıdır.

 

Toplumsal değişimde yara izlerine, sivilcelere, kırık çıkığa gül merhemi imal eder.

 

Gülüşü bir iskeletin gülüşü gibidir. Yüzü de gönlü de yağ bağlamaz. Dikkatli baksanız göğüs kafesinden kalbi seçilecek kadar esmer bir berraklığı vardır.

 

Bütün kitapları kendi yazmış gibi sahiplenir. Okur, okumadığına da imzasını atar. “Kahve bulamazsam kenger içerim” hesabı kitap bulamazsa ayraç imzalar.

 

Adıyla müsemmadır. Dostluğuna sadıktır, adamını ve adımını satmaz. Soyadıyla müsemmadır. İbrahim Efendimiz kabirden kalkıp hadi kurban dese bütün İsmaillerin önüne geçer.

Ebubekir Kurban… Kuzgun bakışlı dostumuz. Gözleri kıymetli olanı iyi seçer.

 

Avlanmayı bilmez.

 

“İsmet Saat Kaç” ve “Ana Adı Havva Baba Adı Âdem” kitapları boş gezdiği zamanların ürünüdür.

 

Türkiye sevgisini imandan bilir.

 

Selam ağzına da yüzüne de yakışır.

 

Yüzü karanlıkta bırakılmış İslam coğrafyasıdır.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator