O DAĞDAN BU DAĞA BİR BEYAZ KARTAL

 

Kalbi kirpiklerinde atar. Parmak uçlarında atar. Kalbi en çok dilinde, dilinin gözeneklerinde, kıvrımlarında atar.

 

Kalbinin yaratıldığı toprağın yarısı dünyanın her yerindense, yarısı ayak bastığımız, çadır kurduğumuz, ocak tüttürdüğümüz coğrafyadandır. Şiirlerinde kendi gezip tozduğu, atalarının gezip tozduğu yol kenarlarının canlıları, cansızları bulunur. Unutulan kelimeleri, dar alanda kullanılan az kelimeleri bir çiçek devşirir gibi devşirir, kelimelerin hakkını ve hatırını gözetir. Hatta bazen biraz fazlaca gözetir.

 

Bir dağ yürüyüşünde kafilenin en yaşlısı olmasına rağmen en önde zirveye çıkmıştır. Önde olmayı, önde bulunmayı kurgulamaz. Edası da iddiası da kendiliğindendir. Kurmaz, kurguyla işi olmaz.

 

F klavye daktilo kullananlar neslindendir.  Yanında kâğıt kalem bulunmazsa rahat edemez.

 

Uykusu kuş uykusudur. Günü ayakta karşılar, geceyi de uyuttuktan sonra uyur.

 

Su hariç soğukluğu sevmez. Suyu soğuk içer, ateşi harlı sever.

 

Saçında siyah tel gönlünün saçında beyaz tel bulunmaz.

 

Kanatlı cinsinin etini yediği görülmemiştir.

 

Börtü böcekle de konuşur, bir yolculuğunda yol boyu yılanla konuştuğu rivayet değil, beyandır.

 

Sürekli esrime halindedir.

 

Mavzerinin namlusuna da şiirin namlusuna da kuş kondurur. Mavzerinin namlusuna kınalı kekliği, şiirinin namlusuna her kuşu kondurduğundan, şiirlerinde bir hasat telaşı vardır.

 

Seyran’daki buğdayı sonra çıkardığı harmanlarda saçmıştır;  bildiğimiz saçkı yerine genç ve yeteneksiz çocukların saçlarına şiir saçar.

 

Dolunay Dergisi’ni Maraş’ta uzun süre çıkarmış bir ekin ırgatıdır.

 

Devletten destek aldığı görülmemiştir. Alın terinin de helal ter olmasını ister.

 

Kalemi dolmadır, doldurma değildir.

 

Doğayı en çok tanıyanlarımızdandır. Sıhhiyecilik günlerinde yaralı otlara, yaralı çiçeklere, yaralı ceylanlara da iğne yapmıştır.

 

Acelesi vardır. Hızlı yürür. Hızlı yazar. Hızlı konuşur. Konuşması serçemsi bir edayladır.

 

Davet edilen her yere gider. Ayakları aklına ve kalbine bağlıdır.

 

Atların rüyalarını yorumlamakta mahirdir.

 

Herkesi kendi gibi bildiğinden yanılgısı da yergisi de masumdur.

 

Çocuk kalmakta direnmeye çalışmamıştır. Çocukluktan çıktığı zaman burkulur, irkilir hemen çocukluğuna döner.

 

Aya bakınca kalbi de aya bakar. Aynaya bakınca kalbi utangaç bir kıza dönüşür.

 

Karda bir damla kan görse kırk gün gözleri nemlenir.

 

Yüzünü başaklar inşa etmiştir. Bir bakışta bire bin veren başaklar.

 

Yüzüne yemin edilebilir.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator