“KAMAŞIR”

 

Bıçkın: Sadece mizacı değil şekli şemaili de bıçkın… Rol yapmadan oynamadan, aynanın karşısına geçip kendisini seyretmeden bıçkın… Harbi kelimesinin bütün tedaileri de bıçkınlığına dâhil… Bulunduğu her zeminde kınından çekilmiş bir bıçak izlenimi veriyor. Bıçak kimsenin elinde değil, kendinin, kendi kişiliğinin elinde… Nasılsa, öyle. Adam doğrudan bıçkın...

 

Her şeyi hızlı yaşamış bir olgunluk sahibi… Okul mu asılacakmış, asmış, bayrak mı asılacakmış, asmış, afiş mi pankart mı asılacakmış asmış, surat mı asılacakmış, asmış; bunların hepsini zamanında, ergenliğinde yapmış, her kuytuya sokulmuş her harabeye uğramış bir adamın olgunluğu var üzerinde… Doğrudan olgun.

 

Ortalama bir zekânın fark edebileceği hakikatlerin etrafında dolanıp fikir üretir gibi yapan, ne bileyim şiir yazar gibi yapan, edebiyat yapar gibi yapan af buyurun bol geyikli kişilere karşı acımasız… Doğrudan acımasız.

 

Cömert… Cebinde para olmasa da cömert… Yoksa Allah’ın ona bulmasını nasip ettiklerinden… Cüzdan ve kredi kartı taşımaz.

 

Emeğin ve alın terinin değdiği için değerli olduğunu bilenlerden… Her zaman değerden yana… İzafi değerin, yükleme değerin değer olmadığına Allah’a inanır gibi inanır. Doğrudan inanır.

 

Rahatsız: Olan bitenden, olup bitmeyenden, bitip olmayandan derin bir rahatsızlığı var. Ondan gülümsemesi yağmurlu bir havanın bir an açılması yahut bir anlık şimşek gibidir. Mütemadiyen kaygılıdır. Endişenin düşünceyle düğünü yüzünde gerçekleşir. Rahatsızlığının dünya hayatındaki sapmayla alakası vardır.

 

Uyumsuz:  Hakikatin gerçekle uyuşmadığı her yerde uyumun uyutulma ve uyuşturulma olduğunu bilecek kadar tetiktedir… Kelimenin olduğu gibi hayatında müteradifinin olmadığını bilir. Ondan ki mizacında yamanma ve yaranma izine rastlanmaz. Sadece kıyamda el bağladığı görülmüştür.

 

Çocukluğunda çok dua almıştır; çocuklarına ve çocuklara çok dua eder.

 

Şık giyinir, şık konuşur, şık durur; temsil kabiliyeti yüksektir.

 

Pusulası kalbindedir; kıbleyi şaşırmaz.

 

Allah’ın her nimetine olduğu gibi Türkçe nimetine de şükreder.

 

Lisan ve insanı okur, anlar, konuşur.

 

Yakın tarihin kırılma noktalarına yakından tanıklığı vardır. Askerlerin namaz kılınan eve postalla girmelerini hâlâ anlayamamıştır.

 

Gecenin bir yarısı arayıp sana ihtiyacım var dediğinizde yüksünmeden, uyuyorsa uyanıp, cehennemin dibindeyse atlayıp gelip, konuşacağınız, dertleşeceğiniz, sizi anlayacak ve sizi anlayacak nadir insanlardan biridir.

 

Kekelediği, teklediği, aksadığı görülmemiştir.

 

Hatalarını kabul edip tövbe etmesini bilir.

 

İnsanları çıkış noktası itibariyle değil geldikleri nokta itibariyle değerlendirir.

 

Necmettin Erbakan’a, Fenerbahçe’ye ve Müslüm Gürses’e birbiriyle kesişmeyen, örtüşmeyen, alabildiğine kalbi ve anlaşılır ayrı ayrı muhabbeti vardır.

 

Mehmet Eren Safi’dir.

 

“Kamaşır” müellifidir.

 

Bir süre “Kılavuz” mecmuasını çıkarmıştır.

 

Helalinden kazanır ve harcar.

 

Yüzü bir büyük harftir; sesli sessiz ayrımı yapılmamıştır. Her deftere yazılmaz. Gece de okunur.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator