YAZ GÜNEŞİ KIŞTA YÜZÜ

 

Geçmiş zamanlı bir edebiyat muallimi… Klasikten yana… Söylediklerinin bazen klişeye kaçması ondan…

 

Her an Batta Gazi’nin, Orhan Gazi’nin, Osman Gazi’nin, Nasreddin Hoca’nın, Yunus Emre’nin dizi dibindeymiş gibi saygılı bir esrime halinde…

 

Melali saklayan bir gülümsemesi var. Neşeyi de aynı ustalıkla saklar. Sakladığı melal ve neşe arasında her an müteyakkız…

 

Konuşurken harfler küçülerek derinleşir, keskinliklerinden, köşelerinden arınır; kelimeler de o saygılı esrimede söyleyenin dizi yanına diz çöker…

 

Yazarken biraz kekre… İncitmeme kaygısından olacak…

 

Muhayyilesini, gördüğünü, sezdiğini bütünüyle, o derinlikte, o incelikte şiire, yazıya dökememenin yaralısı…

 

Muhayyilesinde çiçekler Kütahya çinisi açar… O çinilerde Türkiye’nin Türkiye oluş serüveni de çiçeklenir.

 

Geniş zamanlı bir muallimi… Haberdar olduğu, etkilendiği, kendisini besleyen geçmişin bütün zamanlarda rüyasını görenlerden… Şimdiki zamana edebiyat mahfillerinde sessiz sakin, edebiyat dergilerinde yine sessiz sakin uğrar…

 

Kavga ettiği, yanlışlıkla da olsa yürürken karıncaların yolunu kestiği görülmemiştir.

 

Telefon defterindeki herkesin hatırını soracak kadar hatırşinastır; kaydettiğine kayıtlıdır.

 

Yol arkadaşlığı “refakat dersleri” olarak okutulsa yeridir.

 

Tiryakidir. Bir şeye bağımlı olmanın da kapıyı, kalbin kapılarını açık tutmak anlamına geldiğini bilir.

 

Hızır’la kırk saatin bir saatini olsun yaşamak istemiştir.

 

Yaşadıkça sol yakasında delişmen bir sürgün boy verir.

 

Kafa kâğıdına bakınca, bir yerde adını görünce salâvat getirir.

 

Ellerine, suya ve aya bakınca da…

 

Mustafa Özçelik bu…

 

Edebiyatın pek çok alanında eser verdi. Dergi yönetti… Velut sayılmasa da üretkenliği yabana atılmaz. Çocuklara dili ve edebiyatı sevdirme memuru…

 

Yüzü güneşin doğarkenki gülümsemesi…

Farkı, yaz kış aynı sıcaklıkta olması…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator