KELİME TERZİSİ

 

Ayağında numara bir İstanbul; ökçesine bakmadan yürür.

 

Karanfil ve kirazı sevmek için anahtar olarak kullanır. Güzel çağrışım çilingiridir. Kapısını açtığı her güzelliği teşbihatta ve  tesbihatta kullanır.

 

365 mevsimlidir. Günü sayılmaz. 

 

Gittiği her ülkeye her şehre ait notlar tutar, sözcüklerden krokiler, şekiller çizer. Süheyl Ünver’in sünnetini kendi meşrebince devam ettirir. Eksiği bu notların defterleşmemesidir.

 

Kapıyı çıkarken de girerken de, anahtarı ters çevirirken de düz çevirirken de selamlar.

 

Sokakla arkadaştır. Hatta en samimi arkadaşı sokaktır; her şeyiyle…

 

Ay dedeyi kırpıp yıldız yapanlardan olmasa da kelime kırıntılarından, cümle kırıntılarından yıldız yaptığı çok olmuştur.

 

Şiiri de kendi gibi sokak sever milletindendir. Yanılgı ve yenilgiden deneme çıkarır.

 

Karagün dostudur; kara gününden yalnız kaldığında dostu olduğu kişilerin karagün dostluklarını test eder; sınıfta kalanların karnesinden vefa hanesini siler.

 

Aya ninni söylemeden uyuyamaz,  gözleri güneşten önce ışır.

 

Heyecanı dengeli ve ölçülüdür; taştığında kıyıdaki ağaçları yıktığı köpüğünü çerle çöple kirlettiği görülmemiştir. Öfkesi en çok şiirine dize olur.

 

İyi olan her şeyin tutkunudur; almayacağı metanın fiyatını soranlardan değildir.

 

Kışa daima hazırlıklıdır. Odalarındaki sobalar temizlenmiş, doldurulmuş, çırası kıyılmış, ateşe ve kışa hazır bekler.

 

Sıcağı çok sevdiğinden kazara yandığı çok olmuştur.

 

Vapuru kaçırırsa üzülmez. Bir sonraki vapurdan bir yazı ve bir yüz çıkacağını bilir.

 

Eski sinema afişlerinden, eski büyük radyolardan, eski kırkbeşliklerden, eski kulağı kesiklerden, eski tüfeklerden, hülasa eskilerden ve eskicilerden yeni şeyler öğrenme ustasıdır.

 

Şiiri ince dikişlidir. Kelimelere cinsine, boyuna posuna, endamına ve mevsimine göre yeni elbiseler diker; elbiseleri uzun ömürlüdür.

 

Kendisinin ince alaylısı dünyanın alaylısıdır. Esasında dünyanın mekteplisi olunmayacağını da bilir.

 

Mushaf’ı titreyerek okur.

 

Gönlünün duvarındaki çivilere astığı sütün ekşidiği görülmemiştir. Bezin dışı nemlenince tövbe eder.

 

Rüyadaki riyayı bile seçecek kadar basiret sahibidir.

 

Ergenliğindeki kalem kavgalarını masum ve çocuksu bulur; ciddiye almaz.

 

Hüseyin Akın bu, şairimiz…

 

Pek çok şiir ve deneme kitabına imza attı.

 

Arkadaşlarıyla dergiler çıkardı.

 

Denedi, yanıldı, yenilmedi.

 

Aykırı teolog…

 

Uyumlu muallim…

 

Yüzünün bir zamanlar Sinop zindanlarında yattığı söylense de rivayettir.

 

Yüzü yerleşik değildir, göçebe de değildir. Sürgün halindedir. Biraz sonra yeni bir yaprak açabilir.

 

Böyle biliriz.

 

  

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator