SOLGUN VE YIPRANMAMIŞ BİR ÇİZGİ

 

İnsanı ve eşyayı dinlerken huzur veren bir yüzü var.

 

Dinlerken, yüzündeki vadilerden, dereciklerden, ana ırmaklardan, birbirine karışan küçük pınarlardan usulca akarak birleşen, kaynaşan sular, ona özgü bir ifadeye, bir anlama dönüşüyor sessizce…

 

İyi ve nitelikli olanı izlemekte mahir…

 

İzlerken de sürekli seyir halinde... Takılıp kalmıyor;  yerli yerinde hayretle, çocukça olmayan, çocuksu olmayan, bunları da içkin masum bir hayretle sürdürüyor yolculuğunu…

 

Şiirleri de yazıları da dingin…

 

Dinginliğini hikmetten alan bir dikkati var.

 

Ağır işçi… Ağırlığı bilindik ağırlıklardan değil… Duvarı yaparken taşların uyumuna, yazarken kelimelerin uyumuna, söylerken seslerin uyumuna, yaşarken kalbiyle ve dimağıyla evren arasındaki uyuma dikkat kesilmekten kaynaklanan bir ağırlığın sahibi…

 

Sahici ve sahih olana yönelme ustası…

 

Yenilenmenin bir arınma ve kendine gelme olduğunu merkeze alarak sağaltan, dirilten bir eylemde bulunuyor hayatıyla…

 

Ebubekir Eroğlu bu…

 

Şiirleri ve denemeleri uygarlığımızın uç veren, yaşayan dallarında çiçekleniyor.

 

Bir zamanlar arkadaşlarıyla birlikte Yönelişler Mecmuasını çıkardı.

 

Köşe yazarlığı yaptı.

 

Hukukçu… Muhakemesi sadece hukuk tahsiliyle ve müktesebatıyla sınırlı değil; yeteneğini sabırla işleyenlerden…

 

Modern Türk Şiiri’nin Doğası’nı en iyi bilenlerimizden…

 

Şiirleriyle Modern Türk şiirine yenilik aşılayanlardan…

 

Su katılmamış dirilişçi…

 

Cömert… Bulunduğu mecliste başkasının elini cebine atmasına müsaade etmez.

 

Vaktin her sabah selamladığı güzel oğullarından birisi…

 

Yüzü çok anlamaktan esmerleşmiş, toprağın yaratılışına tarihlenen  bilge bir rahibin yüzü… Böyle biliriz.

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator