BAĞLI VE ÖZGÜR ÇÜNKÜ SAÇLARININ SİYAHI…

 

Saçları kara, karanlıkta akan bir ırmaktan beslenir; kendisi dünyanın bütün soylu ırmaklarından…

 

Kendisi dâhil, bedeni, ruhu, aklı, kalbi, gönlü dâhil, dünya elbette dâhil herkesle ve her şeyle arasında tatlı bir mesafe vardır. Yanılıp kendine bile “sayın” dediği olur diyeceğiz de, yanılmadan olur. O sayınlıkta bir saygınlık, kendine, bedenine, ruhuna, kalbine gönlü dâhil, dünya elbette dâhil herkese ve her şeye duyduğu saygı vardır. Saygı duruşunda bulunmaz. Herkes ve her şey derken genellemeyelim elbette, kendisi dâhil bedenine, ruhuna, kalbine, gönlü dâhil, dünya elbette dâhil herkese ve her şeye saygısı olmayanlara karşı “sayın” sözcüğünü kullanmaz, saymaz, saygı duymaz.

 

Kurşunla ve kalemle arası iyidir. Kurşun kalemle de iyidir. Kurşunla arasının iyiliği kurşunun harf olduğu günlerin hatırınadır. Askerin kurşununa bile pek bakmaz.

 

Koyu renkleri seçer ve iyi giyinir. Tıraşsızken bile tıraşlı intibası uyandıracak kadar tertipli düzenlidir. Mürettipliği de vardır başka konu, asıl onca matbu şeyin kenarını köşesini tıraşlama ustasıdır. Nuri Pakdil’in “İdris” ismini vermesindeki kerameti bu olmalıdır. Hamzalığı ise, endamından, boylu poslu oluşundan dolayı hilkatin kerametidir.

 

Az konuşur. Hatta azın azı konuşur. Doğduğunda bile az ağlamıştır dedirtecek kadar az konuşur. Ciddiyeti ve sükûtu suretinden çok o sureti suret kılan iç dünyasından kaynaklanır. Yazıyı da konuşma kabul edersek yine az konuşur. Sükûtu bir terzi inceliğiyle işlik haline getirip bir nakkaş dikkatiyle ve rikkatiyle desenlemekte mahirdir.

 

Nuri Pakdil’in, Edebiyat Dergisi’nin, Edebiyat Dergisi Yayınları’nın ve elbette edebiyatın hem hadimi hem nedimi olmuştur. Nadimliği yoktur.

 

Andırın’da doğup büyüdüğü halde, işiyle, ilişkileriyle, bakışıyla duruşuyla, konuşmasıyla susuşuyla, kılığı kıyafeti, şöleni ziyafetiyle, yalnızlığıyla ve baş kalabalıklığıyla alabildiğine kentlidir. Gölgesinin portresi bile kentli bir insanı andırır.

 

Bir müddet Frenk memleketlerinde dolaşıp eğlenmişliği vardır. Batı Topu kitabı, gezi izlenimlerinden oluşur.

 

Sesli harflerin de sessiz harflerin de diline aşinadır.

 

Ankara’nın en çok gece halini sever. Hacı Bayram Veli’nin hatırını gözetenlerdendir.

 

Bir zamanlar uçsuz bucaksız güvercin çiftliği kurup dünyanın bütün mabetlerine, bütün kamusal alanlarına güvercin uçurmayı, yetiştirdiği güvercinleri sebil etmeyi, güvercin yetiştirme vakfı kurmayı hayal etmiştir. Kimseye söylememiştir. Hayali de sessizliğinde gizlidir.

 

Taşıtlardan trene, çiçeklerden fesleğene ayrı bir muhabbeti vardır.

 

Sözü kafiye ile bukağılamaz.

 

Namazla arasında aşka benzer bir bağlılık vardır. Saçları da kıyama durur, rükua eğilir ve secdeye varır.

 

Necip Evlice bu…

 

Kütüphanecilik tahsil etti… Kütüphaneciliğin memurlukla olmayacağını düşündü, işinden ayrıldı.

 

Matbaa ve yayınevi kurdu. Memleket irfanına hizmet ediyor. Edebiyat Dergisi Yayınları’ndan Pakdil’in kitaplarının yeni baskılarını yaptı.

 

İkindi Tayfları ve Bütün Denizlerin İstanbul’u ile şair.

 

Hayata dair ne biliyorsa kendinden biliyor.

 

Yüzü yağız bir atlasın insanlığa açılan sayfası… Kendi ülkesi…

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator