SERÇENİN ÜRKMEDİĞİ CEYLANIN KAÇMADIĞI

 

Yürürken gülümser, dururken otururken gülümser, ders anlatırken gülümser, denize bakarken, uzak limanlara giden gemilere bakarken, kara, kuşa, kelebeğe bakarken gülümser, neredeyse Allah onu gülümsemekten yaratmış gibidir. O gülümserken gözlükleri de gülümser… Tebessüm onda hilkatin ruhuna ve yüzüne giydirdiği bir iç gömlektir; eskimeyen, yıpranmayan bir gömlek… İnsan, ağlarken bile bir nevi gülümser demekten kendini alamaz… Sadece gözleri değil, gözlükleri de gülümser…

 

Allah onu, gülümsemenin yanında biraz da cenneti andıran rüyalardan, çocuk mimiklerinden, çocuk sözcüklerinden, ilk harf söylemenin, ilk emeklemenin, ilk yürümenin sonradan karışımını unuttuğumuz o büyüleyici iksirinden yaratmış gibidir.

 

Böyledir de, aydınlık suretin sakladığı iç dünyasında çocuk sevinçlerine olduğu kadar her renkten, her boydan, her soydan çocuk acılarına aracısız duyarlı bir yürek taşır… O acıları dindirmek, hafifletmek, dahası o acıların yaşanmayacağı bir dünya inşa etmek içindir hayatta yaptıkları… Şiir söylediyse, masal anlattıysa, öykü öykülediyse, çocukluğa dair kuramsal yazılar yazdıysa, çocuk programları yaptıysa, senaryolar yazdıysa hepsi o kurmayı tahayyül ettiği dünyanın yapı taşlarıdır. Harcında göz nuru olan, gönül heyecanı olan Çocuk Vakfı’nın, çocuk teşekküllerinin kuruluşunda da…

 

Dünyada, çocuğa dair bu kadar kapsamlı neşriyat yapan, eylemde bulunan, işin hem kuramsal hem pratik tarafıyla bitmez tükenmez bir çabayla, evet, bir çocuk yorulmazlığıyla ilgilenen başka bir insan yoktur.

 

Mizacında kuzeyin hiçbir sertliğine, haşinliğine, aksiliğine rastlanmaz. Hani kafa kağıdında doğum yeri Trabzon olmasa Karadenizli demeye bin şahit ister. Üstelik Ofluluğu…

 

Karadeniz’in onu görünce çocuklaştığına, bilindik numaralar dışında sahici çocuk numaraları çektiğine tanıklığı vardır.

 

Yağmuru da güneşi de aynı ölçüde sever. Bütün mevsimler onun için çocuk mevsimidir.

 

Milyonlarca ayrı çocukluktan yapılan gönlündeki tahtın fotoğrafında toprağın bütün çocukları çiçek çıkarır.

 

Uygarlığının eşyaya ve evrene olan bakışını, çocuk duyarlığı ile beslediğinden, bilindik klasik, muhafazakar çerçevenin dışında bir değerler dünyası vardır. Çocuğu içinde barındırmayan bir gözleri çocuğun gözlerine ayarlı bakmayan bir uygarlığın vahşiliğini ve kabalığını da iyi bilmektedir.

 

Hayatın, o asıl ve asil kurmacanın hiçbir kuramla izah edilemeyeceğine hayatı tanıktır.

 

Her insanın biricikliğinin en çok çocukta tezahür ettiğini her gördüğünde Allah’a ayrıca hamdeder.

 

Azrail Efendimiz elinde fermanla gelip, yahu sana kıyamete kadar yaşama mühleti verildi dese ve kıyamete kadar yaşasa büyümeyecek çocuklardandır.

 

Gizli hüzünler hazinesini yüreğinde taşır.

 

Her doğum gününde bir süt dişi çıkarır; kimseye sezdirmeden iplik takarak kendi dişini kendisi çeker.

 

Mustafa Ruhi Şirin bu, hiç büyümeyen ağabeyimiz.

 

Ruhu şiirin…

 

Mütevazi bir kitaplığı dolduracak kadar Çocuk edebiyatının hemen her alanında eser sahibi…

 

Eski yayıncı… Çocuk edebiyatı hocası…

 

Çocuk Vakfı’nı kuran adam değil sadece, kendisini çocuklara, çocukluğa, çocuk edebiyatına, çocuksu olan her şeye vakfeden adam…

 

Yüzü yeryüzünün bütün çocuklarının rüyalarından örülüdür. Tabiri dahil…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator