ERKENCİ

 

Asaf Halet’in gençliği size benziyor dedim; benziyordu. Yüzü biraz daha yuvarlak, pürüzsüz ve aydınlık… Hani, ceketinin yaka cebinde, solmasın diye içi su dolu şişede zarif bir çiçek de olsa, aynı Çelebi… Gönlünün ceketinin yaka cebinde alevden sonsuzluk çiçekleri; halinden belli… Konya’da bir dergi odasında karşılaştığımızda, ağır, neşeli, kendine güvenen bir intiba uyandırmıştı demek eksik kalır diye söyledim bunları.

 

Varide’de, başka Konya dergilerinde şiirleri yayımlanıyordu. Şiirlerinden aklımda kalan dizeleri söyledim; gülümsedi. Bir köprü. Kendisinin inşa ettiği… Bir okuyucu olarak benim de…

 

Eski şiire meftunluğu eski edebiyat çalışmasından, ne bileyim Halil Nihat çalışmasından filan değil de, ruhunun kadim şiirimizin büyükleriyle aynı mecliste cem olmasından… Ezberinde kendi şiirlerinden çok eski şairlerimizin şiirleri…

 

Ağır ve itibarlı… Yaşça kendinden büyük, aynı dergilerde yazdığı arkadaşları tarafından da “bey” diye hitap edilmesi gıyabında, resmiyetten filan değil, mizacının yansıttığı saygı ve saygınlıktan…

 

Kendi şiirleri de eski şiirin rüzgarıyla… Bir rintlik, bir çelebilik mısraları el ele tutuşturuyor. O şiirler Çelişkinin Türküsü adıyla kitaplaştı. Biraz da arkadaşlarının zoruyla kitaplaştı bildiğim kadarıyla. Öyle bir talebi, beklentisi filan yoktu.

 

Dünyayla, ahbaplarıyla, Konya’yla, talebeleriyle, yol arkadaşlarıyla o kadar uyumluydu ki, söylediği türkü asıl yurdun dünya olmamasından kaynaklanan çelişkinin türküsü; bir varlık meselesine dair daha çok; fonda…

 

Hayatın suya yazılan bir yazı olduğunu, suya karışacağını, sudan olduğumuzdan farklı düşünmüyor; su gibi kendisi de, hırçınlığını hıncını da o dalgaları, köpükleri, anlık coşmaları da saklayan su gibi tabiriyle açıklanabilecek bir sakinliği, bir mülayimliği var; bu fonda değil.

 

Yüzü mutmain olmuş sızılardan örülü…

 

Bir akşam, Konya’dan peş peşe arkadaşlar aradı.

 

Zemçi bey beyin kanaması geçirdi, Ankara’ya geliyor.

 

Ailesiyle ilgilenir misin…

 

İçimizde korkuyla karışık ümit ışıkları, Zemçi Çetinkaya’dan iyi haberler beklerken, Azrail Efendimizin azizliği…

 

Ve parantez kapandı… Yüzünün parantezi hâlâ açık…

 

Çelişkinin Türküsü ve Sonsuz Aydınlık Gazeli  bir oyundan arta kalan güzel figürlercesine duruyor raflarda…

 

Cennette kasideler söylüyordur, Allah bilir.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator