ORTA

 

Sol koltuğunun altında dosya, birinci katta, asansörün başında duruyor. Öyle korkutucu duruyor ki, yüzünden dünyanın bütün acıları dıştan, endişeleri yer altı suları gibi yüzünün “yüz”ünün altından akıp gidiyor. Ayakta zor duruyor intibaı uyandırıyor ilk bakışta. Ayakta zor dururken bile gözbebeklerinin altından, aklının altından, vicdanının altından ruhuna çarpa vura deveran eden acıları hissettirmeme çabasını bir buruk tebessüme hapsediyor. O acıların, o insanlık hallerinin pütürlü, pıtraklı, budaklı taraflarını yontarak yaşıyor gibi… Bir an, hâlâ asansörün başında ve insanın “iyi değilsin” kardeşim demeye dili varmıyor. Dünya ona iyi değilsin kardeşim diyor bütün dilleriyle…

 

Sağ avucunda bir kitap… Kapağı aydınlık bir kitap ve yüzü görmüş geçirmiş, anlamış, süzmüş, bir hükme varmış dinginlikle muhatabına dönük… Konuşurken harflerin harcı, edatlar, bağlaçlar, zarflar, fiiller, isimler tebessümle ıslanarak çıkıyor dudaklarından… Tebessüme batırıp çıkarma işleminden olacak bir ağırlık var konuşmasında… Her iki anlamıyla ağırlık… 

 

İlk bakışta mesafeli, soğuk gibi duran mizacı yazsa yelpazesini kışsa paltosunu, yağmurluya şemsiyesini  bir köşeye usulca bıraktığında  safi ağıttan, ağıtın kristalize olmuş halinden, safi efsaneden, efsanenin en büyülü halinden yeni elbiseler giyerek çıkıyor dünyanın ve insanların çıktığı alanlara…

 

Vahşi hiçbir yanı bulunmuyor. Yürürken adımlarının kuşları ve çiçekleri ve karıncaları ürkütmemesine dikkat ediyor. Gösterilen bir dikkat değil bu, var olan bir dikkat; ısmarlama tarafı yok…

 

Çok çekingen: Onda aleve tutulmuşların, köze serilmişlerin, yangında/yangınla kuşatılmışların ateş görünce iç titremesi var.

 

Çok durgun: Büyük bir yer altı ırmağı yer altından akıyor da, aynı ırmağın yüzeyinden sessiz bir ırmak, coşmadan, dereciklerin tahrikine kapılmadan kendi halinde akıyor gibi… Dip dalgalar, kaynamalar derinde…

 

Çok düzenli: Hırpani değil… Hırpani olmaya mütemayil nefsini her gün tıraş olarak, temiz giyinerek, odasını düzenli, adımlarını “uygun” tutarak terbiye ediyor gibi…

 

Mektebi yatılı okuyanlara özgü bir yaşamışlık da eşlik ediyor adımlarına…

 

Hakan Şarkdemir bu, şairimiz…

 

Batık Değirmenler için kazı ustası… Sayabildikleri “Tadat”…

 

Yerçekimi Bilgisi dersleri vermekte mahir…

 

1971’li…

 

Kahramanın geri döndüğüne inanıyor.

 

Neo Epik’ten ayrılıp “Kısa Mükemmel Şiir”  vadisine çıkanlardan…

 

Bir zamanlar Şehrengiz ve Atlılar ekibinde bulundu.

 

Şimdi arkadaşlarıyla birlikte Karagöz mecmuasını çıkarıyor.

 

Yüzü Hazreti Davut’un ellerinden yeni çıkmış bir evvel zaman zırhı… Oksitlenirse duayla siliyor.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator