BİR ELİF’İN SONSUZ HALİ

 

İnsan kendi ruhunu incitmeden, baş ve işaret parmağı arasında tutup, Allah’ım bana üflediğin bu ruhun ateşine ve esrimesine hamdolsun der mi, der.

 

Başka şeyler de söyler, esrarı kendisinde…

 

Kanın karakteri kuşattığı çizgiden, alınyazısının alında görünen ve görünmeyen çizgilerinden, gönlün kıyılarında gelgitlerle oluşan o taze çizgilerden, çiçek çıkaran insana dair bütün duyguların tomurcuklanırken kabuğunu yardığı, o kabukta oluşan çizgilerden; aşkımızdan, acımızdan, çığlığımızdan, sükûtumuzdan, özetle insana dair olan bütün çizgilerden bir çizgi dili çıkarma ustası…

 

Kendisi hariç kimseye dil çıkardığı görülmemiştir.

 

Çizgiye göz ve gönül bağışlayan adam…

 

Parmakları meleklerin konaklama yeridir.

 

Dünyada peygamberlerin portrelerini çizmeye en ehil kimse…

 

Klasik olarak okuduğumuz, henüz klasikleşmeden okuduğumuz, klasik olmayı hak ettiği halde klasikleşmeyen romanların bütün katmanlarıyla birlikte söylediklerini bir karede anlatmasını bilen adam…

 

Ya da şöyle: Çizgilerinden klasik olmayı hak eden yüzlerce roman çıkabilecek adam…

 

Konuşması bir çizgi: Muhatabına rahatsız etmeyen alabildiğine estetik bir uçuşla uçar ve konar.

 

Yürümesi bir çizgi: Ayaklarının götürdüğü yere değil, kalbinin ayaklarının götürdüğü yere gider.

 

Uykusu bir çizgi: Rüya içinde rüyalara, sahih rüyalara, vahyin kardeşi olan rüyalara açılır.

 

Hayatı bir çizgi: Sırat-ı müstakim üzre…  Sırat-ı müstakim de bir çizgi…

 

Sakalları da birbirine uyumlu, tebessümünün mütemmim cüzü olan çizgiler.

 

Kendine özgü bir çizgisi var demek genelleme olduğu kadar eksiklik de olur. Bir çizgisi var ancak bu çizgi, mizacı ve üslubu da bütün tedaileriyle muhtevi…

 

Birliğin, birlemenin ilk ve nihai noktası arasında imanının çizgileri de yüzünden okunur. Ondan,  nabzı dünyanın her yerinde her yaratılanın nabzına ayarlıdır; zikri zikrine ayarlıdır.

 

Cennetin ve cehennemin katlarını, duvarlarını, tavan aralarını, kapı arkalarını, pencere pervazlarını çizecek kadar ilahi sözün teşbihine ve tespihine kaleminin gözleri aşinadır.

 

Hasan Aycın bu… Ağabeyimiz.

 

Her çizgisinden Nabi’den bir hikmetli, Fuzuli’den bir içe işleyen gazel çıkar.

 

Aynaya ihtiyacı yoktur.

 

Yüzü de bir çizgidir; mürekkebi ve kalemi Tanrı’dan… Eli de…

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator