TADIMLIK

 

Tuhaf bir neşesi var. Hani orta yaşlı değil de dünya yanında orta yaşlı kalıyormuş gibi, güngörmüş, umur görmüş bir Melami neşesi… Yanında bir milyon yıl yolculuk yapsanız sıkılmayacağınız, yeter gayrı yolumuzu ayıralım demeyeceğiniz bir neşe… Şekerliği de ondan… Her iki adını da ustaca taşıyan biraz da bu neşesi…

 

O neşe sahiden fıtri bir şey mi, yoksa kırılganlıkları, tanık olduğu acıları, arkadaşlarını kurşun ve bıçak yarasıyla uğurlamanın, sokak çocuklarının, tinerci çocukların, büyük kentlerde çöplüklerde izbeliklerde hayatta kalmak için ekmek arayan, madde çeken çocukların; öğrenci evlerinde, cemiyetlerin ve cemaatlerin o soğuk o biçimli odalarında umut ve gelecek arayan çocukların acısını ve tabii ki kendi acısını saklamak için tenine ve gönlünün tenine özenle diktiği bir neşe libası mı, ihtilaflı…

 

Çocukluğunun, ilk gençliğinin devlet şefkatiyle değil devlet tokadıyla oyundan çıkarıldığı yıllara denk gelmesi onda hayatı bir oyuna çevirmiş olmalı…

 

 İki ihtilal arasında yeryüzü büyüklüğünde bir delikanlılık anıtı sığdıranlardan…

 

Kaşlarına bakışına halel getirmiyor.

 

Zeytinyağının çağdaş kralların sofrasındaki duruşuyla Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ndeki duruşunun ve bu ikisi arasındaki bütün hallerinin, zeytin fidanından üretimin ve tüketimin son aşamasına değin büyün yağlı süreci,  gram yağ bulunmayan cümlelerle zeytin çekirdeği ebadında bir yazıda özetleyecek kadar mizaha hâkim…

 

Mizahla izah ustası…

 

Şekerliğinde sunisi hariç her tattan her renkten şeker bulunur.

 

Çayı ve tütünü ve muhabbeti yarattığı için Allah’a ayrıca şükredenlerden…

 

Bıçak ve balta kullandığı görülmemiştir.

 

Kısa cümlelerin ve uzun gülümsemelerin adamı…

 

Mehmet Şeker bu…

 

Dem Dem Demokrasi ile şair…

 

Muhalif Tebessüm muhalifliğinin sadakası…

 

Pek çok derginin doğum sancısına tanıklık etti…

 

Gazeteci…

 

Nevi şahsına münhasır köşe yazarı…

 

Suya ve sabuna itina ile dokunur. Sabunun sıvısını icat edenlere diyecekleri var.

 

Nasreddin Hoca’nın parmaklarına ve gönlünün parmaklarına el verdiği kişilerden…

 

“Ağlarız aklımıza düştükçe gülüştüklerimiz” mısraını “Güleriz aklımıza düştükçe ağlaştıklarımız” diye okumayı isabetli bulanlardan…

 

Yüzü içyüzü…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator