KARANLIKTA SEÇİLİR

 

Milyonlarca iyilik dağıtmıştır şehrin sokaklarına, caddelerine, o üç beş kişinin uğradığı saklı mekânlarına… Milyonlarca hayrı dokunmuştur.

 

Sözü, çıplaklığıyla, yalınlığıyla neyse odur. Söze şapka bere giydirmek, kuşatıp donatmak onun işi değildir. Konuşurken, o lazım olduğu için sarf ettiği üç beş kelimede, bir yerindelik, bir yaraya merhem, bir sadra şifa yoksa suskunluğuna ve esmerliğine çekilir; konuşmaz. Suskunluğu, dinlemesi bile, ileride konuşacağı üç beş kelimenin hayata dokunması içindir.

 

Şehrin her düşkününe, her dilencisine, her mağduruna, gençlikleri çalınmış, gençlikleri mengeneye sıkıştırılmış, gençliklerinin ayakları topal, elleri çolak, gözleri fersiz bırakılmış çocuklarına, onları incitmeden yaptığı iyiliklerden örer kendi hikâyesinin kurgusunu…

 

Acımasında ve merhametinde peygamberlere yakışır bir soyluluk vardır.

 

Her sahteliği, her çiğliği, her köylülüğü, küçük büyük her kurnazlığı, ne kadar süslenmiş ve saklanmış olursa ilk bakışta insan yüzünden kavrayabilecek bir basiretin adamıdır.

 

İyi okur. Edebiyatın ve sosyal bilimlerin her türünden okur. Ağır ağır, sindire sindire, harflerin, sözcüklerin, cümlelerin tanımladığı alanın dışına çıkarak okur. Okuması da hayata dokunmak, dahası hayatın dokunduğu kendisini daha bir dokunaklı kılmak içindir.

 

Konuşmaların, hal hatır sormaların, okumaların, bir yerlerde bulunmaların, ne bileyim evliliğin, yamanın, insanlar arasına karışmanın, insanların kendisine karışmasının çözemediği uzun ve derin bir yalnızlığı vardır.

 

Kendisiyle birlikte yalnızlığını da büyütür.

 

Tebessümü acının ve yalnızlığın imbikten geçirilmiş halidir.  Kendi içinde kopan tufanlardan, çıkan fırtınalardan, alt üst olan kentlerin çığlıklarından kimseyi rahatsız etmeyecek, yazıklanmasıyla iç karartmayacak, şikâyetiyle gönülleri karartmayacak bir gönül olgunluğuna sahiptir ayrıca…

 

Hızır’ın kartviziti olmayan mümessilidir.

 

Dünyada bir gün olsun kahkahayla güldüğü görülmemiştir.

 

Dünyalık geçim derdiyle yaptığı işler, yazdığı uzun konuşmalar, demeçler, yazıların tanımladığı ve bazılarının sadece bu yönüyle bildiği kimliği onun asıl kimliğine sonradan iliştirilmiştir.

 

Mustafa Şahin, bu ağabeyimiz…

 

Bir zamanlar bir edebiyat dergisinde öyküleri çıkmıştı, arkası gelmedi.

 

Bir zamanlar Gerçek Hayat mecmuasında memleket ahvaline dair yazılar yazdı.

 

Bir gazete köşe yazıları yazdı müstear isimle…

 

İçinde bir çorak ülkeyi yeşertecek kadar gözyaşı ormanları saklı…

 

Kendisiyle ve dünya ile yüzleşirken sokak değiştirmez, yan yola sapmaz.

 

Yüzünde kaygı, merhamet, endişe, keder çiçekleri her mevsim tazeliğini korur.

 

O çiçekler henüz literatüre alınamamıştır.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator