KONAKLAR İNŞA EDER AYIN HER VAKTİ İÇİN

 

Bir insanın bakışında memleketin bütün harbiliği, hasbiliği,  o en ücra kasabaların, en gizli mecraların, kuş uçmaz kervan geçmez bilinen, kuş da uçan küçük kervanlar da geçen her ovanın, her yurdun insan haritasının halleri bir özge hale dönüşür mü, dönüşür.

 

Bir insan, buğulu iri gözlerinde memleket çocuklarının gözlerindeki  yoksulluktan, uzaklıktan, imkansızlıktan, mahrumiyetten karartılmış ışıltıları biriktirip o bakışlarla dünyaya bakar mı, bakar.

 

Bir insan karlı bir geceyle, karlı bir mevsimle, karlı bir bin yılla iç geçirerek kalbinin bütün sıcaklığıyla konuşur mu, konuşur.

 

Bir insan soru işaretindeki eğrilikten bile uzak dururu mu, durur.

 

Bir insan, yaralarına yakı diye yeryüzünün acılarında, kıyımlarında, zulümlerinde, göçlerinde, bunlara maruz kalan mustazafların “ son çağrı” dualarını sarar mı, sarar.

 

Bir insan, kentin sokaklarında dolaşırken kendinin, kendi iç dünyasının sokaklarında aynı adımlarla dolaşır, o sokaklardaki kuşları, kedileri, ağaçları, taşları, haliniz hoş olsun kardeşlerim diye selamlar mı, selamlar.

 

Bir insan, her okuyuşunda Yusuf’un kuyuya atılma öyküsüne ağlar mı, ağlar.

 

Bir insan, gülümsemesinde, kahkahasında, ömür boyu gram cıvımadan vakarını muhafaza eder, en acılı anında, ağlamasında gram ucuzlamadan acısını, yoksulluğunu, acınası hallerini bile onurla taşır mı, taşır.

 

Bir insan bir çocuk babasız kaldığında, annesiz kaldığında kurşundan dağlar taşımışçasına döner mi, döner.

 

Bir insan kelebeklerin dansına ıslığıyla eşlik eder mi, eder.

 

Bir insan yalnız yenen lokmanın sadece kahır lokması olması gerektiğini hayatında şaşmaz bir prensip olarak kabul eder mi, eder.

 

Bir insan rüyasında göçmen kuşlara ülke, haymatloslara ülke, evden kaçmışlara, evden atılmışlara, evlatlıktan çıkarılmışlara ülke inşa eder mi, eder.

 

Ümidin ve Allah’ın sıcaklığını her hücresinde hisseder mi, eder.

 

Şeref Akbaba bu…

 

Erzurum’un içli çocuklarından biri… Erzurumlu olduğu kadar İstanbullu…

 

Şerefi çok yakışır;  akbabalığı görülmemiştir.  Olsa olsa  ak babadır.

 

Kardan mumları vardır; yanar.

 

İnsanların ay olmasını temenni ettiği de olur.

 

Türk Basın tarihini iyi bilir. Basın doktorudur.

 

Bir müddet muallimlik yapmıştır.

 

Pek çok dergide yazı ve şiirleri yayınlanmış, sonunda kendi mecmuası Ay Vakti’ni çıkarmıştır.

 

Yüzünün urbası da aktır.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator