ADEM’İN FAZLA HUZURSUZ FAZLA ÇOK SESLİ KIZI

 

Konuştuğunda sesi kafasının içinden, kelimelerin çağrışımında daha berrak… Aklı karık dememek için tabii; dünyanın hallerine,  dünyanın geçmişe hiç benzemeyen şimdiki ve gelecekteki hallerine, kurgulanan, tasarlanan yeni dünyalara fazla baktığından belki, bakışları da karışık..

 

Yazıda suçiçeği çıkaran, kızamık çıkaran bir dili var. Sürdüğü merhemlerin, gittiği hekimlerin derdine deva olmayacağını bilerek, söylediklerini de kendi yaralarına sürermiş gibi, gittikçe modern tıbbın yeni ilaçlarını deniyormuş gibi bir açmazla, bir çaresizlikle söylüyor söylediklerini, yazıyor yazdıklarını.

 

Metinlerinde argo makilerinin, çalıların, argo ormanlarının, sokaktan taşan dilin kaba yanlarının kullanılması da biraz “acı reçete” kabilinden…

 

Sözü yönetmeye çalışırken, söze hükmetmeye çalışırken, sözün yönettiği, hükmettiği, giderek aciz bıraktığı, bu yalnızlıktan kendi kul oluşuna dair çıkarımları bile bir meydan okumaya dönüştüren çelişkileri de  reçeteye dahil…

 

Çok baskın olmasa bile kadınsı bir hayreti de taşıyor yanında, eşyayı ve olayları okurken…

 

Muhtıra ertesi Türkiye’nin çocuğu…

 

Dirsek temasından dolayı 1971’li…

 

Ankara’yı da darbe günlerinde tanıyanlardan…

 

Toprağı tohuma mezar görmesi, suyun suyu boğduğunu, ateşin ateşi söndürdüğünü söylemesi “çivinin çiviyi söktüğü” bilgisini yedeğinde taşımaktan uzak; sezgisel…

 

Yabancılaşmayı kendi toplumu üzerinden değil de küresel insanlık dramı üzerinden okuyor.

 

Yaptığı oklar, yonttuğu mızraklar, bir savaş hazırlığı havası veriyor.

 

Etkileri itibariye kendisiyle yaşıt bir edebiyatın müşterisi, müdavimi ve münekkidi… Bu haliyle öksüz bir tarafı var.

 

Hayriye Ünal bu, şairemiz…

 

Pek çok dergide yazdı…

 

Eleştiri yazılarını kitaplaştırdı.

 

Aşkın “kısa” saçlarına bent olan, ademin kızlarından biri…

 

Her yıl kışa hazırlık notları tutuyor; sert geçeceği korkusuyla…

 

Hazırcevap bir tarafı var; kendisine bile gerekli açıklamayı yapmaktan imtina etmeyen bir inadı…

 

En son “Şimdi Aşk Ebediyen Değişir” kitabında topladı şiirlerini…

 

Havva’nın hiçbir kızının Havva’ya hem benzediğini, hem benzemediğini biliyor.

 

Yüzünde ilk annemizin kırgınlığından izler…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator