UZUN BİR ÇOCUKLUK

 

Hani ağlayacaksa o an ağlamalıdır, gülümseyecekse, kahkaha atacaksa, kahredecekse o an etmelidir.  Saklama, erteleme, derinleştirme mizacının kıyısından geçmemiş. Saati daima anlık değişime ayarlı, bu yönüyle de çocuk. Sevinçlerden, küsmelerden, kırılmalardan, kırgınlıklardan ağır işlediği olsa da saatinin geç kalmışlığı yok… Geç kaldığında yeni bir şey ikame etmesini biliyor tehir süresine…

 

Hayatı uzun bir çocukluk...  Gölgesi de çocuk. Kırçıl sakalları da…

 

Dışavurum ustası… 

 

Aklının estiği vadilerde dolaşmasından dolayı şair… Aklına esen vadilere göre de çocukluğundan ve çocuksuluğundan taviz vermiyor.

 

Ondan on sekiz yaş altı insanlarla ucu acık bir anlaşma zemini var.

 

Heyecanı ve hayreti uçsuz bucaksız…

 

Bayat nefes almaz.

 

Abdest alırken suları da kendi mizacına uydurur.

 

Aşk ve coşku adamı… Aşkı için dünyayı kundaklamaktan imtina etmez.

 

Kini ve öfkesi de çocukça… Hayatı daima aynı takımda oynuyor gibi yaşar.  Lisansı ve bonservisi yoktur. Transfer kabul etmez.

 

Dünyanın yaralı yüzüne gözyaşından ve sözyaşından başka merhemi yoktur.

 

Hüzünsüz gün geçirmez. Bulamazsa icat eder, hüzünlenir.

 

Yüreği mendireğe, dalgakırana, kelepçeye alışkın değildir.

 

Tebeşir tozuyla bile müşterek hayal kuracak kadar hayal adamıdır. Hayâ adamıdır da, ayıp bir şey söyleyince hemen kırk yıllık ayyaş gibi boynu ve yüzü kızarır.

 

Âdem Turan bu, kardeşimiz.

 

Adının ilk harfi haricinde şapka giydiği görülmemiştir.

 

Bir miktar gazeteciliği vardır.

 

Dünyada en çok Biga’yı sever.

 

İstanbul’da çınarların sayısını bilecek kadar çınar düşkünüdür. Boyuna ve çınarlara bakar hüzünlenir.

 

Artık Kuşlarını Uçur, Hayal Defteri, Nisan Çobanı, Son Günün Şiiri, Ateşte Yıkanmış Atlar uzun bir çocukluğun yaramazlık kayıtlarıdır.

 

Yüzü istikrar ve inkisar kabul etmez.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator