YUSUF’UN BİLİNMEYEN ÇOCUKLUK ARKADAŞI

 

Fotoğrafı yağmurlu… Yüzü de…

 

Öyle bilindik bir yağmur değil bu… Koyaklara, mağara içlerine, kuyuların taş aralıklarına da inceden, bir rüzgâr eşliğinde yağan bir yağmur bu… Yağmur varsa güneş de var dedirtecek bir yağmur…

 

Aynı yağmur dünyanın bütün kentlerinin ıssızlığına da yağıyor… Diyeceğim şu, doğallıkla, doğaya içiçelik anlamında doğallıkla kentliliği yadırganmayacak şekilde buluşturan bir şiirin mimarı aynı zamanda…

 

Diliyle değil de yüzüyle söylüyormuş yahut yüzü dilinin dublörüymüş gibi…

 

Ressam… Dikkatli bakıldığında resmi kendi yalnızlığının şarihi… Sadece kendi yalnızlığının değil, bütün olarak kendi şiirlerinin de, o şiirlerdeki dizelerin de…

 

Boyasında riya yok…

 

Taranıp süslense de, giyinip kuşansa da iflah olmaz bir münzevi gibi dolaşıyor insanlar arasında… İflah olmazlığı felah bulmazlık anlamında değil; içinde yaşadığı tablolar ve dizler çıkardığı dünyanın iflah etmez bir dünya olduğunu biliyor… Kalabalıkta bile içine söyleyen, içine çekilen, sesinin yankılarını içine yönlendiren bir adam…

 

Hani bunları bilmeseniz, şiirinden ve resminden habersiz karşılaşsanız, saçlarıyla, o kıvırcığa kaçan saçlarıyla, uçlarında dünyanın bütün çiğlikleri idam edilesi, bütün incelikleri asılası bıyıklarıyla, yılışmayan, tebessüme bile bir babayiğitlik bağışlayan bakışlarıyla, o bakışların savaşçı kuşlardan ödünç alınmış başka bakışlarıyla, bu adam eski çağlardan, bizim mitolojimizin oluşum dönemlerinden çıkıp gelmiş diyebileceğiniz bir babayiğitliği de var…

 

Uzun çağrışımları olan kısa cümlelerin adamı…

 

Sözü ve rengi israf etmeyenlerden…

 

Bünyamin K bu…  Şairimiz, ressamımız…

 

1971’li…

 

Bir zamanlar İnsan Saati mecmuasını çıkarmıştı.

 

Ruhunun ve kalbinin yelek cebinde “insan saati” taşıyanlardan…

 

Pek çok dergide yazdı…

 

Resmi ve şiiri kıskandırmadan, küstürmeden sanatın iki atını birlikte “at oynağı” olan bu dünyada ustalıkla oynatanlardan…

 

Şiirleri saklı kelimeler ambarı…

 

Yanındakinin farkında… Hiçbir baloda yok… Bohçasında bir dağ hazırlığı… Bir kara trenle/trende gelen yakın tarihimizin acılarına içinden kara trenlerin eşlik etmesine alışkın…

 

Hayatın bir dün biriktirme eylemi olduğunu unutmayanlardan…

 

Şimdilerde Kuyudaki Koro mecmuasını çıkarıyor.

 

Kopya edilmez bir yüzü var. Kes yapıştıra gelmeyen…

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator