ŞEHİRLERİ SÜSLEYEN GEZGİN

 

Gözbebekleri iki konak… o iki konakta  uykusuz iki derviş, uykuda, kirpikler kapandığında bile gıpta edilesi bir uyanıklıkla  sahibinin yaşarak gördüklerini, yaşamadan gördüklerini, görmeden yaşadıklarını, rüyalarını,  hayallerini, bütün bunların başka insanlardaki karşılığını kayda geçiriyor. Gözleri iki kurşun, kalem değil…

 

Durulmaz ve ayılmaz bir esrikliği var. Kelimenin bütün çağrışımlarıyla sürekli sızma halinde… Sızıları da bu sızmaya dahil…

 

Tanımlı hayatımızın biraz da boyun eğmekten tanımlı hale geldiğini biliyor.

 

Konuşurken sağaltan, onaran, onduran,  sözü merheme, devaya dönüştüren bir edası var.

 

İlahi olmayanın insani olmadığını, insani olanın ilahi olduğunu sadece kitaplardan değil, akıp giden hayatın içinden de süzüp çıkaracak bir dikkate sahip..

 

Omuzları düşük… Yeryüzünde, zihninin ve kalbinin yeryüzünde böbürlenerek yürüdüğü görülmeyenlerden…

 

Sözüne ve izine sadık… İzi, peygamberlerin, bilgelerin, yerine göre aykırı görülen gönül adamlarının, çılgınların, meczupların, farkında olarak fıtratına yönelenlerin, farkında olmadan fıtratına yönelenlerin bin yıllardır oluşturdukları, ancak hikmetin ve hikayenin peşinde olanların yürüyebilecekleri bir iz…

 

Parke taşlarda, mermerde, asfaltta, denizde ve karada, gökyüzünde, camda kristalde yürürken bile o izden yürüyor. Yürümediği zamanlarda da yürüyor o izden…

 

Kapıyı açarken de kaparken de sessiz… Kapı açılırken de kapanırken de her zaman kapanmayan bir kapı olduğunun, o kapının kanatlarında meleklerin bulunduğunun farkında…

 

Önce kendiyle uyumlu… Ruhunun elbisesini daraltan, kirleten, buruşturan cemiyetlerde, cemaatlerde, örgütlerde uyumluluğu sayesinde kendisi olarak kalanlardan…

 

Gözbebeklerindeki dervişlerin yerine göre rejisörlük yaptığı, metin yazarlığı, senaristlik yaptığı, romanlar öyküler denemeler yazdığı olsa da, bütün bu eylemler sahibinin rızık temininden ziyade, gezi için küçük yol hazırlıkları yahut küçük roller olarak hayatında bir karşılık buluyor.

 

Başı daima ağrılıyken bile gözlerindeki o iki uykusuz derviş inanılmaz neşeli; hüzün donunda alemi seyrederken de neşeli…

 

Sadık Yalsızuçanlar bu….

 

Roman ve öyküleriyle bir kuşağı hikmetle, mistik olanla yeniden tanıştıran, yeniden gezginliğe alıştıran adam…

 

Rüya Sineması müellifi…

 

Gönle dokunan her şeyle muhabbeti var.

 

Harflerin, ayetlerin, isimlerin  aykırı şarihi…

 

Yüzü  yakaza makamında…

 

Böyle biliriz….

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator