KİTABA YAZILASI

 

İnsan çiçek toplar gibi,  o çiçeklerden küçük, narin demetçikler yapar gibi kitap okursa daha güzelleşir.

 

İnsan  dostlarını unutmaz, dostluklardan pek kimsenin çıkaramadığı kalıcı yanları, hayata değen, hayatı sağaltan, anlamlı kılan yanları heybesinde biriktirirse zenginleşir.

 

İnsan çay içerken, bardağı incitmeden, çay kaşığını incitmeden, çayın demini, konusunu incitmeden, çayla içli bir söyleşi yapar gibi içiyorsa çayı daha bir tiryakileşir.

 

İnsan bir kitap için, yen, çıkan bir dergi için, bir dost yüzü görmek iki sıcak cümle kurmak için şehirlerden şehirlere köprü kurarsa gezginleşir.

 

İnsan gecenin sessizliğinde gizlenen çığlıkları fark edecek bir basirete kavuşursa biraz şairleşir.

 

İnsan dinlediği kayıtlı acılardan, kayıt dışı acılardan, fark ettiği filtre edilen acılardan deniz resimleri, gökyüzü resimleri, orman resimleri yaparsa not defterine, yazdıklarının yanı başına, ressam olmasa da ressamlaşır.

 

İnsan İstanbul’u bu kadar severse İstanbul da o kadar sever.

 

Kaşlarında bile içli bir gülümseme…

 

Sesinde samimiyet yarası var; dikişli…

 

Uzun söyleşiler yaparken kendiyle de söyleşiyor. Uzun kitap yazıları yazarken kendisini de yazıyor satırlar arasında…

 

Murat Tokay bu, kardeşimiz.

 

Konyalı…  Erzurum’da sadece edebiyatın edebiyatını değil, karın da edebiyatını okudu…

 

İyi olan her şeyi dışa vurmakta usta…

 

Gazeteciliği tutkuya dönüştürenlerden…

 

Yazıyla solumanın, yazıyla var olmanın nasıl bir şey olduğunu kendisinden biliyor.

 

Her insanı da kendisinden…

 

“Kırkında Şair” bilinir…

 

Yayına hazır söyleşi kitapları var.

 

Kedi ve güvercin sever. İkisinin bir arada sevilmeyeceğini çocuklarına anlatır.

 

Bir mekanda bulunacaksa doğallığa dikkat eder; ahşabın, çakılın ve camın da hatırını sorar.

 

Yüzü her dem buharı üstünde bir yazıdır.  Her hâlde yenisi yazılır.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator