MŞE

 

Esendal’ın anlamayacağı ve anlatamayacağı bir hikâyesi var.  Arada ve Araf’ta kalmışlığın her halini yaşamış, oturmuş da o hallerden kendine bir eda bir yüz dikmiş gibi dolaşıyor insanlar arasında… Bir yerde otururken, konuşurken, dinlenirken, masanın, meclisin en çabuk kalkılıp gidilecek sandalyesine ilişmesi de yüzüne dâhil… Hemen ayrılacakmış gibi oturduğu yerden, masanın ve meclisin bütün ağırlığına kenardan kendisini vermesi de…

 

İnsanlar arasına neşeli ve mütebessim… O aradan ayrılıp tek başına kaldığında, yüzüyle yüzleştiğinde, kalbinin, aklının ve vicdanının yüzüyle yüzleştiğinde kederli ve ağlamaklı olduğunu yazdıkları ima ediyor.

 

Dünyanın en Ortadoğulularından… Dünyanın her yerinde bir “orta-doğu” olduğunu, Ortadoğu’nun binlerce Ortadoğu’su olduğunu da biliyor. Dışarıdayken, insanlarla birlikteyken, tanıdığı, içinden geldiği coğrafyanın ve insanların sıcaklığını, nezaketini, cana yakınlığını bir diş kirası, ne bileyim bir armağan bohçası gibi bırakıyor insanların intibalarına… İçerideyken, kalbiyle ve vicdanıyla baş başayken yaşanan acıları, kırımları, kökü binlerce yıla varan kıyımları keder imbiğinden geçirip yaralarını daha da zehirli kılıyor; bu da söylediklerinde ima…

 

Çocukluğunu inşa eden kelimelerin yolculuğuna eşlik ediyor, binlerce yıla geriye doğru… O kelimelerin yolculuğunda yaşadığı tanıklıkları ileriye doğru Türkçe ifade etmenin, başka kelimelerle ifade etmenin hem sevincini hem hüznünü yaşıyor.

 

Sevince acıya karşı hesapsız ve cömert… Sevincin ve acının kanatan yanlarıyla, dikeniyle, hançeriyle göz göze geldiğinde, kendisine karşı yine hesapsız ve cömert; yanındakiler ve yönündekiler için hesaplı ve cimri…

 

Hiçbir şeyin azını ve “gram”ını sevmiyor.

 

Ağırlık ölçüsü olarak “batman” kullanıyor.

 

Toplumun düşkün ve tutunamayan kesimlerine ayrı bir muhabbeti var. O düşkünlükten seçici ve seçkin bir dil kurma peşinde olması da kayda değer ayrıca…

 

Mehmet Şah Erincik bu, kardeşimiz.

 

Asıl “şah” çekenin Azrail Efendimiz olduğunu biliyor, “Şah”ın kim olduğunu da; mümin…

 

“Belki Babam da Gelir Bu Düğüne” şairi…

 

“Çingene Sabahı” şairi…

 

Bütün sabahlarda geceden kalanları da sabaha usulca dâhil etmesi yaşama ustalığından…

 

Türkçe ve Edebiyat muallimi…

 

Müfredata alınmayan incelikleri de öğretiyor derslerinde…

 

Yüzü her dem sarı sıcak… Nem oranı gönlünün haliyle ilintili olarak değişken…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator