AŞİKÂR TANIK

 

Sanki beyaz bir çocukmuş da, yaşadıkları, gördükleri esmerleştirmiş gibi bir izlenim uyandırıyor insanda. Saçları düzmüş de ağıtların, içinde acı barındıran gökkuşaklarının, bulutların hatırına kıvırcıklaşmış gibi…  Üzerine aldığı, zihnine aldığı, aklının erdiği ve aklından geçen şeyleri de esmerleştiren, soylu kılan, saygın kılan bir tarafı var. Bir şey söylerken, bir şey yazarken, bir şeye bakarken o kadar dikkatli ki, aniden söylemiyor, sadece aklının süzgecinden de geçirmiyor, yüzünün imbiğinden geçirerek söylüyor, bakıyor, yazıyor… Gülümsemesi de temkinli… Bu temkinli oluş bir resmiyet, bir soğukluk değil, tersine, varsa resmiyet ve soğukluk bunu nasıl ayıklayarak, nasıl içselleştirerek eritirim çabasından ibaret.

 

Kendiliğinden olan, doğal olan, doğal ve kendiliğinden olana akraba olan her şeye karşı ilgili… Bundan, zorlama, düzmece, sahte olana da ilgili olmak durumunda… Her türlü baskının, sapmanın, insan kimliğimize giydirilen modern elbiselerin, kimliklilerin açtığı yaraları kendi çocukluğundan biliyor. Hesaplaşma olmadan hesabın kapanmayacağını biliyor. Hesaplaşma nasıl insani bir şeyse, o kadar ilahi bir şey onun için… İnsani olmayanın ilahi olmayacağından hareket ediyor. Dayatılan özgürlük, dayatılan adalet, dayatılan tanımlı hayat bilgisi ve vatandaşlık bilgisine karşı, müstehzi olmayan ayırıcı bir gülümsemenin sahibi…

 

Birkaç dilde kendisini ifade etme mecburiyetinden olacak, zihninin gözenekleri alabildiğine açık… Değerlendirmelerinde ve yargılarında boşluk kabul etmeyen bir sağlamlık var. Muhalifliği, sıra dışılığı, aykırılığı aktüel olandan uzak, aktüel olanı da kapsayan geçmişe ve ileriye dönük bir tavrı var.

 

Ezilenlere, dışlananlara özgü, o pek tasvip etmeyeceğimiz, elbette yaşanmışlıktan kaynaklanan aşırı nezaket ve güce günü kurtarmaya yönelik prestij hali onda pek yok. Dobra ve tok sözlü oluşu, her iki sözcüğün olumsuz çağrışımlarını da eriten bir dobralık ve tok sözlülük…

 

Yakışıklı… Gözlerine bakıp, tanrım, binlerce gözüm olsaydı, ellerine bakıp tanrım binlerce elim, olsaydı, dilini aynalara çıkarıp tanrım binlerce dilim olsaydı, kaderdaşlarımın acılarına daha fazla tanık olsaydım onlar için daha çok yazsaydım, söyleseydim, yardım etseydim diyenlerden…

 

Dünyanın bütün iyi şeylerini kendisi yapmış gibi sevinç duyanlardan… Dünyanın bütün acılarına kayıtlı…

 

Hasip Bingöl bu, kardeşimiz.

 

 Sadece Bingöllü değil bin gönüllü olanlarımızdan…

 

Edebiyat muallimi, şair…

 

“Kayıp Tablet”in kâşifi…

 

Pek çok dergide yazdı, yazıyor.

 

Yüzü Tanrı’nın bağışladığı bütün adların muhasebesini tutuyor. Böyle biliriz.

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator