YANIK RÜZGAR

 

Amerika keşfedilmeden önce yapılan bir mabette, sabah ezanından önce bir adam, levhaları, duvarları, çinileri, çinilerin rengini, minberi, mihrabı, kürsüyü, o evreni alabildiğine yakışıklı gösteren pencereleri, daha kuşlar uyanmadan, içinin yanıklığına, ruhunun gurbetine tanıklığa çağırıyor. Üfledikçe, ney, ney olmaktan çıkıyor, kamışı kendi bedenine, ses, “inleme”nin insana bağışlandığı ilk günkü özgünlüğüne, tazeliğine kavuşuyor. Öyle geçiyor ki kendinden, kendine gelmiş oluyor.  Sonrası kendinde saklı…

 

Amerika keşfedilmeden önce yapılan Bursa Ulu Cami’yi Amerika Büyükelçisi Bursa’yı ziyaret ettiğinde o gezdiriyor. Mütercim ve mihmandar olarak… Büyükelçi, mabedin tarihini sorunca, adındaki, alnındaki, gönlünün alnındaki, yüreğindeki efeliğin dile gelmesiyle, “Sayın Büyükelçi, bu cami yapıldığında Amerika daha keşfedilmemişti” diyor. Cümleden sonra keşfediliyor Amerika, cümleden sonra o kölelik yüzyılları, Kızılderililerin dramı, siyahilerin dünyaya bilinmedik kara bulutlar çağıran acıları da geliyor dilinin ucuna... Söylemiyor tabii, kendinde saklı…

 

Amerika keşfedilmeden önce yazılan bir hikmet, bir musiki, bir edebiyat kitabından, varlığımızın anlamlarına, seslerine, görüntülerine dair hikmetle mülemma cümleler, dizeler, sözler okurken bile“Yeni Dünya”nın kişioğluna neler ettiğinin acısını duyuyor yüreğinde, o yürek ilk vahşetten, Kerbela’ya, Kerbela’dan Bosna’ya, Bosna’dan Bağdat’a, Şam’a, dünyanın başka kıyımlarına, başka yıkımlarına bir güvercin donunda dolaşıyor, bir ebabil olamadığına yakınıyor… Sonrası kendinde…

 

Mutmain bir gülümsemesi var.  Dinginliğinden kuşlar şarkı yapacak kadar tuhaf bir neşe de var bu gülümsemenin içinde…

 

Nefsini nefesiyle terbiye edenlerden…

 

Biraz kekeme… Konuşurken harfler boyun bükerek çıkıyor dudaklarından… Harfleri de neyzen…

 

Sadece neyzen değil; nazenin de aynı zamanda…

 

Gönlünden ipek böceğinin de ipeğin de öğreneceği pek çok şey var.

 

Dünyayı bir selama sığdıracak kadar mahir… Dünyanın bütün karamsar hallerini bir selamın sularında yıkayacak kadar arınmacı…

 

Zamanı Tanpınar’ın “Bursa’da Zaman”ına ayarlı…

 

Lügatinde kemlik bulunmayanlardan….

 

Mustafa Baki Efe bu, kardeşimiz…

 

Yakın Dönem Çocuk Edebiyatımızı en iyi bilenlerden… Yaşadığı şehri de çocuklara anlattı…

 

Defterinden kuşlar eksik olmaz. Defterini kuşların tuttuğu da olur.

 

Yüreği yedeğinde…

 

Efeliği baki…

 

Ruhunun ve yüzünün iç dikişleri de Amerika keşfedilmeden önce atıldı…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator