“ÇOK KONUŞTUM ALLAH’LA”

 

Bir kitapçının kapısından öyle çıtı pıtı, cin bakışlı, meraklı, mütebessim haliyle girip, sessiz sedasız raflara yöneliyor bir ilk baskıyı, ne bileyim adının sadece meraklılarının duyduğu bir eski zaman şiir dergisini soruyorsa biri,

 

O arada sormadığı, aramadığı bir kitapla, bir dergiyle karşılaşınca çocuklar gibi sevinerek yeni bir şey keşfetmenin o kendine özgü dışavurumunu sadece o mekandaki kişilerle değil, diğer kitaplarla, dergilerle, matbuat denilen nanenin her türüyle yine sessiz sedasız paylaşıyorsa biri,

 

Dergi sayfalarında unutulmuş şiirlerden, hayat kırıntılarından, hayal kırıntılarından, aşk ve keder kırıntılarından, sönüp giden gençlik heyecanlarından, aniden parlayıp kaybolan yıldızlardan yeni izler ve yeni cüzler keşfediyorsa biri,

 

o kırıntıları, o heyecanları, o ışıkları “bunların da hatırı” var diyerek sadece edebiyat için değil, biraz da kendi meşrepdaşlarının kaderi olduğu için kayda geçiriyorsa biri,

 

Çıkan her edebiyat dergisine çocuklar gibi seviniyor, kapanan her edebiyat dergisi için içinde ağıt güldesteleri hazırlıyorsa biri,

 

Akademi’nin o tanımlı, tozlu, çerçeveli ve ağır işleyen ikliminden çıkıp sokaktaki, yer altındaki, kantindeki edebiyatı takip ediyor, yaşayanı, yaşatılacak olanı önceliyorsa biri,

 

Dönemsel kutuplaşmaların, kamplaşmaların, kırılmaların tuzağına düşmeden, kamplaştıran, kutuplaştıran, kıran, bölen saikları ayıklayarak edebi ve insani olanı ortaya çıkarmak için ceht ediyorsa biri,

 

Dilin derin sularında parıldayan efsanelerin, mitlerin, dili değerli ve derin kılan yaşanmışlıkların, büyünün, uçsuz bucaksız evreninden yeni dizeler, yeni sözler çıkarıyorsa biri,

 

Kliklere, guruplara angaje olmadan, kendi yolunda, yazının bireysel bir eylem olduğu bilinciyle çalışıyor, mesafesini dile, edebiyata ve insani olana göre ayarlıyorsa biri,

 

Surat asma hakkını mahfuz tutuyor ve mümkün mertebe kullanmıyorsa biri,

 

Mehmet Can Doğan’dır bu… Şairimiz…

 

Akademisyenliği ve düzyazı eylemi de şairliğiyle at başı…

 

Evinde kedi ve kitap besleyenlerden.

 

Edebiyat emekçisi…

 

Bir zamanlar arkadaşlarıyla Araf, Son Duvar, Sonsuzluk ve Bir Gün mecmualarını çıkardı.

 

Şimdilerde Kurgan mecmuasının genel yayın yönetmeni.

 

Onlarca dergide şiirleri denemeleri yayınlandı.

 

Çalışkan ve evcimen…

 

Bir raf dolduracak telif sahibi…

 

Yüzü esrime halindeki bir şamanın yüzü; şehadet getirir.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator