SUSTALI HANÇER

 

Biraz önce bir eylemde, sağ yumruğunu sıkarak, sağ eli havada, ağzı köpürerek slogan atarken de kendisidir; biraz sonra yüzlerce derginin, fanzinin, kitabın, afişin, broşürün, dağınık, alabildiğine dağınık, ancak sakinine göre düzenli olduğu odada, masasında  az önce yumruk yaptığı sağ elin parmakları kalemle bilinmeyen bir dergi sayfasında bir paragrafı işaretlerken de, az önce köpüren ağzı vay anasını der gibi hayret ve ibretle kımıldarken de kendisidir.

 

Odasından çıkıp, çantasında kitaplar, dergiler, broşürler, afişler, bildiriler, tamamı eski materyaller, yeni açılan bir çay ocağında birkaç eski ülkücü, yeni ülkücü, ülkücü olmayan birkaç yazar çizerle birlikte,  siyaset cilalı yakın dönem sosyolojisi konuşurken de kendisidir.

 

Kar altında, kurşun altında, kuşatma altında, kanının deli ırmaklarcasına aktığı günleri hatırlayıp kirpiklerini istem dışı hızla kıpırdattığı, sonrasına dalıp gittiği, toprağa düşen dava arkadaşlarının, o gencecik fidanların, dava arkadaşlarının çatışmalarda toprağa düşürdüğü başka gencecik fidanların hüznünü birbirine eklediği zaman da kendisidir.

 

Kafasındaki bir konuya odaklanıp, yemek yemediği, su içmediği, çalışma orucunun kollarına kendisini bıraktığı zamanlarda, birden midesindeki kazınmayı fark edip, sokağa inerek iki simit aldığı, taze çay demleyip kıt kanaat karnını doyurduğu ve bu haline zengin şükür seremonileri  yaptığı zaman da kendisidir.

 

Millet sevgisini, vatan sevgisini, Nizam-ı Alem davasını kendi sermaye ve statüleri için kurgulayarak, neler yapılacağını, neler yapılırsa toplumun gerileceğini, kan akacağını önceden yazıp çizen perde arkasındaki bazı kişilerin devrimci grupların da yerine göre karşı devrimci grupların da yol haritasını çizdiğini fark edip, kendi gönlündeki vatanın, milletin, davanın temizliğine, kutsiyetine  bakarak, samimiyetimize oyuna getirenlerden kendi halimce ve kendi dilimce hesap sormam lazım, ifşa etmem lazım derken de kendisidir.

 

Toz kondururken de toz kondurmazken de kendisidir.

 

Yakın tarihin yer altı gezginliğine soyunduktan sonra, yer altı yılanlarını, köstebeklerini, yer altı cinlerini, casuslarını, devlerini fark edip, iyi iki bu yola çıktım, yoksa tanımayacaktım bunları diye yaptığı işin değdiğine karar verdiği an da kendisidir.

 

Aynı yer altında dolaşırken, vicdanları, gönülleri, yürekleri saflıktan, inanmışlıktan başka “leke” taşımayan arkadaşlarının kurban edilme senaryolarıyla karşılaşıp dudakları öfkeden ve acıdan çatlarken de kendisidir.

 

Tavşana kaç tazıya tut oyununun topluma uygulanmış halinde  tavşanın kaçmasının ve tazının tutmasının; yerine göre tazının tavşan postunda tavşanın tazı postunda bu oyuna katılmasının, oyun kurucuların kaçmadıkları, yorulmadıkları, eldivenlerinin ve yakalarının beyaz olduğunu görüp çelişkiler ormanından hüküm çıkarırken de kendisidir.

 

Türk Solu’nu en küçük fraksiyonuna kadar en iyi bilenlerdendir.

 

Hücrelere olduğu kadar ücralara da aşinadır.

 

Hakkı Öznur bu, ülkücümüz.

 

Derin Sol ve Ülkücü Hareket Ansiklopedisi müellifi…

 

Çalışkan…

 

Sol eliyle lokma yediği görülmemiştir.

 

Yüzünün de sağ yumruğu sıkılıdır.

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator