PATRON/A HÂKİM PAŞA

 

Ağıtını da sevincini de zamana yaymayı sever.

 

Farklı, ağır, geçmek bilmeyen, kağnı hızıyla da değil, daha ağır, daha aheste ilerleyen bir zaman algısı vardır.

 

Abdest alırken namazın geçmesinden endişe edilse yeridir.

 

Hani, başı Aladağ’dan serin derler ya, deyimi ilk icat eden halk muhayyilesi önce onu hayal etmiş, o hayal bu deyimi doğurmuştur.

 

Kitapçı değil de ateşçi olsaydı muhakkak yaktığı ateş de serin yanardı…

 

Kafasının içinde de kitap yüklü kağnılar aheste beste seyahat halindedir.

 

Yürürken, konuşurken, kımıldanırken bir asır geçiyormuş gibi bir ağırlık çöker üzerine… Ya da dünyanın üzerine öyle bir ağırlıkla çöker…

 

Ayağının ve anlağının ayakkabılarının eskidiği görülmemiştir.

 

“Kinim dinimdir” bahsinde Süleyman Nazif’in sünnetini devam ettirir…

 

Nuri Pakdil’e ve Sezai Bey’e hürmeti ve hizmeti imrenilesidir.  Hikmeti ve himmeti onlardan almakla övünse yeridir.

 

Karşılaşınca serapa sakaldan ibaret intibaı verir. Fatih olan kendisi değil sakalıdır; sakalı dünyanın en yayılmacı ideolojine sahiptir.

 

Selamı önce sakalı alır, önce sakalı verir.

 

Sakalıyla karşılaşanlardan “fesuphanallah” diyenler olduğu gibi, merhum Dertli’nin “Okuya bilmezsin İncil kitabı/Gider Aynaroz’a papazlanırsın” dizesini okuyanlar da olur.

 

Her kitabı okumaz. Her kitabı satmaz.

 

Kitaplar kendiliğinden ayıklanıp, ayaklanıp seçilerek kitapevine gelir.

 

İyi kahvaltı hazırlar. İyi simit seçer. İyi çay içer. Tütünle arası mesafelidir.

 

Diri ve dirilişçi bir heyecanı, bir iman tazeliğini, o durmuş oturmuş, o ağır, o cesametli zihinde ve bedende nasıl yaramaz sincaplar gibi yerinde duramayan bir halde dolaştırdığı, mezcettiği hayreti şayandır.

 

Fatih Yurdakul bu…

 

Ankara’da Fatih Kitabevi tekkesinin postsuz ve çok dostlu şeyhi…

 

Kitapçı…

Yüzü anti-Kemalist, anti-kapitalist, anti-emperyalist bir pankart…

 

Tasarımı Made in Allah…

 

Böyle biliriz.

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator