BİR DİLE ÇEVRİLMEYEN

 

Meşguliyetiyle, ilgileriyle, hocalığıyla, verdiği dersler ve kurslarla, çevirileriyle, her cevapsız çağrıya nezaketle dönmesiyle başı saçlarınca kalabalık da boyunun, endamının çağrışımı, ince uzun oluşu elbette, bir elif yalnızlığını andırıyor. İçinde de boylu boyunca bir elif çekili…

 

O yoğunluğa, o koşturmacaya, cemiyet adamlığına inat hiçbir zaman yorgunluğunu belli etmeyen, en miskin zamanında bile miskin görünmeyen bir uyanıklığı var. Allah bilir ya, uykusu bir kılıç nasıl uyursa öyle…

 

Bir de, bunca koşturmacanın satır aralarını neşeyle doldurması, eklem yerlerini neşeyle lehimlemesi var... Yol arkadaşlarının da, yolun da, yoldaki arkadaşı olmayan diğer yolcuların da can sıkıntısını unutacağı, hatta şöyle, sıkıntıyı unutup canı hatırlayacağı bir yolculuk neşesiyle dolu gönlünün çıkını, heybesi…

 

Çalışkanlığı alışkanlıktan öte bir çalışkanlık… Allah onu biraz da yerinde durmamak üzre yaratmış…

 

Hazreti Mevlana’dan, doğunun diğer bilgelerinden çeviriler yaparken hayrete gelip sıkça “Allah” dediği olur… Dilini, gözlerinin ve gönlünün dilini yakan ateşi çoğu zaman sayfaları yakmasın diye anlamın sularında serinlettikten sonra döküyor sayfalara…

 

Harbi…   Sözünün eri olduğu kadar sözü de onun eri… Ne kadar ince işlerle, şiirle, şiirin saklı katmanlarındaki ince hayallerle ilgilenirse ilgilensin, bu ilgi sesinin dokunaklılığını ne kadar inceltirse inceltsin, bunu bir ince boyundan beklenmeyen erkeksi bir zarfla söylüyor dünyaya…

 

Doğunun bütün atlarını, kanatlı atlarını, efsanelerdeki atlarını, kahramanlarının atlarını sekişinden tanıyacak kadar, dilin ve tarihin “hareketli”, uygarlığı inşa eden, yaşatan taraflarına aşina…

 

Sözlüğünde “gönül”le ilgili sözcükleri ayrı bir bohçada tutuyor… En ciddi, en mekanik konularda çalışırken bile, o bohçadan üç beş sözcük katıyor yaptığı işe… Yaptıklarının sahiciliği bundan…

 

Yakın coğrafyanın hiçbir yerinde yabancılık çekmeyecek bir esmerlik ve uyum bilgisine sahip… Yakın coğrafyanın her yerinde sesinden ve yürüyüşünden tanınacak kadar kendine özgü…

 

Kafa derisinde, cüssesiyle mütenasip sık bir orman taşıyor…

 

Fotoğrafta durduğu gibi durmayan bir samimiyeti var; vesikalık fotoğrafında resmi… Resmi görevlerinde bile resmi sözcüğünü özgün bir sıcak resme çevirecek bir yeteneği var.

 

Her kuşun otuzdan biri olduğuna inanıyor.

 

Derya Örs bu…

 

Denizi örste şekillendirecek bir hayal bilgisinin bağışlandığı adam…

 

Fars Dili ve Edebiyatı profesörü…

 

Arkadaşlarıyla alanında tek olan Nüsha Şarkiyat Araştırmaları mecmuasını çıkardı.

 

Mesnevi Mütercimi…

 

Çeviri ve telif eserleri irfan kütüphanemizin güzide raflarından birini dolduruyor.

 

Ali Şeriati’nin  ruhunun dua ettiği adamlardan…

 

Yüzü hikmetin gülistanlarında, baharistanlarında dolaşan bir rindin yüzü…

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator