BOŞ YOK

NE ARARSAN BULUNUR

 

Bakır. Pul biber. Çerçi. Bira da Maraş otu…

 

Bakır çünkü, sahih bir tarafı var. Göveriyor da… Oksitlenmesi alınganlığından… Biz hassaslık diyelim buna, tam hassasiyet de değil… Bir hassasiyet adamı doğru, ne var ki içinde yaşadığı toplumun  “den hali” ile “e hali” arasındaki gitgeller, yönelimler, eğilimler onun kalaylanmasına gövermesine, gövermesine kalaylanmasına yol açıyor. Eritilip işlenip tekrar kap kacak yapılacak bir bakırlık yok onda, her tarafı eğilip bükülse, kenarı köşesi delinse bile işlevinden bir şey kaybetmeyecek bir toplayıcı bakirlik de var.

 

Pul biber çünkü, acı… Acıdan besleniyor ve acıyı besliyor da… Aklında, beyninde, kabinde, yakın zamanda bir imparatorluk kaybetmenin, bir halife kaybetmenin, bir hilal kaybetmenin acısı var sürekli közlü tuttuğu… En neşeli halinde bile, ki neşelidir; o neşenin altında hazırolda bekleyen bir hüzün de gülümsemektedir neşeyle birlikte.

 

Çerçi… Atının heybesinde yaşadığı dönemin bütün baskın simalarından, kitaplarından, dergilerinden, cemiyetlerinden, cemaatlerinden, olaylarından topladığı biraz nükteli, biraz hikmetli, biraz ibretli o kadar çok şey var ki, heybeye sığmıyor. Semerin kaşına, hatta kolan kayışına asılı o kadar anekdotu nereye gitse götürüyor. Yeni yaşanmışlıklar ekliyor onlara, işin tuhafı bunları sattığı halde atının heybesi boşalmıyor.

 

Atının dizgini de boşanmıyor. Kontrollü bir muhalifliği, kontrollü bir munislikle birlikte at başı gidiyor.

 

Bir de, inanılmaz bir kendine güveni var. Sürekli Fransızlıları şehrinden kovmaya amade bir duruş sahibi…

 

Üzerinde Necip Fazıl’ın ve Akif İnan’ın belirgin etkisi var. Sadece zihninin, idrakinin giysilerinde değil, giyiminde, tıraşında, bıyık şeklinde, sürekli bakımlı oluşunda, saçlarını taramasında, hatta kelimelere yaptığı/yüklediği vurguda bir “üstat” kokusu…

 

Kusuru: Çok fazla askerlik anısı anlatıyor. Konuşmayı seviyor. Konuşturmaya araladığı kapı konuşması yanında kubbe penceresi mesabesinde…

 

Durmuş Ali Eker bu, ağabeyimiz…

 

Biçerliği de var. Adam ekmez.

 

Eski bürokrat, eski eylemci, eski tüfek, eski kulağı kesiklerden, eski Elbistanlı ila ahir…

 

Şiirlerinde de üstat etkisi var. Aşık tarzı bir üstat etkisi bu…

 

Yukarıda “çukur” yakalayanlardan…

 

Hayali suyla karışık…

 

Sırrını toprak biliyor.

 

Yüzü hilafsız bir aslan yüzü… Ziya Paşa’nın şiirindeki tarifi üzre avını gülerek parçalayanlardan… Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator