KURŞUN AVİZE

Mart çocuğu… 1971’li… Sahiden Mart çocuğu, 12 Mart Muhtırası verildiğinde yedisini çıkarıyordu.  Dahası şu:  Karslı… Karslı oluşu başlı başına Mart çocuğu tanımlamasına yetiyor.

 

Çocukken kardan ve hayalden oyuncaklar yapıp onları konuşturduğundan kurmaca ve gerçeklik ilişkisinin inceliklerini biliyor.

 

Hayatın nasıl büyük bir kurmaca olduğu ve bizim onu gerçeklik olarak adlandırmamız ona heyecan veriyor.

 

Doğduğunda dünyanın yaşadığı minik ısınmanın hatırına kader onu sıcak memleketlere sürükledi… Akdeniz’in doğusunda güneşle, denizle, güneşin ve denizin sıcak çocuklarıyla edebiyat konuşuyor.

 

Soğuğun bütün hallerini ısıtabilecek bir yüz ve yürek ateşini canlı tutanlardan…

 

Omuzları düşük… Omuzlarının düşük olması fiziksel bir düşüklükten yahut çekingenlikten değil; iki nedenden:  Dünyanın üzerine gelmesine karşı insiyaki bir tedbir birincisi; ikincisi her iki omzunda da çanta ipi yarası var; yarı okunmuş ve okunacak kitap çantaları taşımaktan…

 

Konuşurken kelimelerin tamamına engelli koşu yaptırıyor. Atlayamayan harf ve kelime yok… Noktalı ve çıkıntılı harflerin akrobasisi bu engelli koşuyu daha da anlamlı kılıyor.

 

Yapıp ettikleri dünyaya yüz görümlüğü ödeme telaşından…

 

Dünya onun en çok gözlerine, gözbebeklerine bakıyor.

 

Hatta rüyasında iki göz bebeğini iki dünya olarak da gördüğü oluyor.

 

Trabzon’a B kapısından girmişliği var.

 

Yağmurun pençesi olduğuna inananlardan…

 

Kırılmak var küsmek yok  cümlesinden abaküs yapanlardan… Kalbi de kendiyle birlikte yakın dönem edebiyatın kırgınlıklarını küskünlüklerini ziyaret edip hal hatır soruyor.

 

Ertuğrul Aydın bu…

 

Bir zamanlar arkadaşlarıyla Avaz adında bir mecmua çıkardı.

 

Pek çok yerde yazdı.

 

Edebiyat doktoru… 

 

Gözleri o kadar baskın ki, yüzü gözlerinin gölgesinde kalıyor.

 

Göz aydınlığı alnında, çenesinde, şakaklarında…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator