GÖKÇELİK ANITI

Akif’in tahayyül ettiği Asım’ın yaşında, sanki Akifleşmiş de içinde bir Asım taşıyor gibi taşıyor Asım’ın hasletlerini…

 

Allah ona bitmek tükenmek bilmeyen bir koşturma yeteneği vermiş… Nereye koşacağını, nasıl koşacağını, binitlerinin helal otlardan beslenmesine dikkat edecek, koşum takımlarının helal ve hünerli ellerde yapılmasına dikkat edecek kadar bir helallik koşucusu aynı zamanda…

 

Hani dağına göre de kışa maruz kalmıyor değil… Üstünden başından sipariş verilecek yazılar, düzeltilecek metinler, dergi toplantıları, yazılan ve yazılacak çocuk kitapları, dergi kapakları, adresler, dergilere gelen mektuplar, elenmesi gereken binlerce yazı şiir, içinde yetenek barındıran, ne bileyim bir incelik barındıran ergenlik şarkıları akıyor…

 

Bir yönetmen ustalığıyla bir yandan o akışı yönetirken, bir yandan da hayatın bütüncül akışından, o muhteşem döngüden kopmama, patikalara, kör dere yataklarına sapmama dikkati var onda…

 

Boy abdesti alır gibi arınır gibi okuyor…

 

Arındıkça zenginleştiğinin, ruhunun liflerinin gümüşe kestiğinin farkında…

 

Kapıda beklemeyi ve kapıda bekletmeyi sözlüğünden çıkaranlardan… Kapı aralığının, dil yatağının da kapıya dâhil olduğunu, dahası eşyanın ve evrenin kapıya dâhil olduğunu bilenlerden…

 

Uçsuz bucaksız bir tazelikler adamı… Hiçbir tazeliğin kendinden menkul olmadığını, öncesiz ve sonrasız olmadığı bildiğinden iştigal sahasında köklerle ve göklerle dengeli bir dil geliştiriyor aynı zamanda…

 

Eski edebiyatımızın yaşayan sürgünlerine ayrı bir muhabbeti var.

 

Kurulan her güzel cümleden, söylenen her ince dizeden, yapılan her benzersiz resimden, kendi kurmuş, kendi söylemiş, kendi boyamış gibi haz duyanlardan…

 

İmrenmek onda bereketli bir yağmura dönüşüyor.

 

“Bereketli topraklar”ın çocuğu…

 

Gözbebeklerinden günün her vaktinde turaçlar kalkıyor.

 

 Hasan Ahmet Gökçe bu, kardeşimiz.

 

Emekçi…

 

Pek çok derginin yayın yönetmenliğini yaptı…

 

Çocuk Edebiyatına anlamlı katkıları var…

 

Edebiyat ve gönül doktoru…

 

Nerde bir divan görse içinde fark edilmeyen, ancak divanın tamamını özetleyen bir mısra olma isteğine dönüşüyor tepeden tırnağa…

 

Ruhu kendinden yakışıklı…

 

Saçları gece şiirleri okumaktan siyahlaşmış… Ağarınca hayatın içinde sakin bir gön görmüş olarak kendi şiirlerini okuyacak…

 

Yüzünde Müslüman cinler yağmur duası ayininde…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator