KONUŞA KONUŞA DAĞITIR BULUTLARI

 

60 İhtilalı’ndan sonra oğullarının adını “Adnan”, “Menderes” veya “Adnan Menderes” koyan ailelerin gözyaşına karışan duaları var yaşadığımız hayatta… 80 İhtilalı’nda o çocuklar henüz lise mezunu, yeni üniversiteli filan…

 

Yakın tarihin adı üstünde direnişçileri… Nedense bu kuşağın tamamının sömürüye, kara siyasaya, emeğin hiçe sayılmasına karşı bir direnç kuşağı olduğuna inanırım.

 

Devlet ve devletin yönettiği günübirlik çarklar öğütse de çoğunu, devletin hayalarını burmasına müsaade etmeyenler var içlerinde…

 

Adnan Menderes Özen bunlardan biri… Bizim kuşağın Adnan abisi…

 

Yetiştirme yurtlarında kimsesiz çocuklardan yetenekli olanları keşfedip ülkeye kazandıran bir kâşif…

 

Kaşları daima çatık bir asabi… “Surat asma hakkı”nı kimseye yedirmeyenlerden.

 

Sahiden “baş müşavir” … Bordrosunda öyle yazsa da müşavere edilecek üç beş kişiden biri…

 

Hayat üniversitesi dâhil bir düzine üniversiteden diploması var.

 

Diplomasiye yabancı.

 

Bazılarına yabani, yontulmamış, vahşi görünün fotoğrafın pozunu bilerek veriyor.

 

Hoş, pek fotoğrafa çıktığı yok…

 

Kültür sanat erbabının, yazarçizer takımının uğradığı mekânlarda saz onda… Söz de onda…

 

Daima âşık ve samimi… Körlüğü yıpranmış, pişmiş bir aşk bu… Pişmiş aşa su katacaksa bunu da adabınca yapıyor; kaynatarak…

 

Karıncayı da fili de bakışından biliyor.

 

Körün fil tarifine itibar etmeyenlerden… Pergelin bir ucu kendi diğer ucu kâinatın kalbinde… Kâinatın kalbi her yerde…

 

Eserlerini “sözlü” olarak veriyor. Yakın tarih, yakın coğrafya, yakın siyaset bilimi, yakın kamu yönetimi, yakın damar edebiyatı…

 

Bu yakınları “yalın”lı da okumak mümkün… Konuştuğu kadar yazsaydı Adnan Mithat Efendi olurdu…

 

Bıyığını kesmeyenlerden… Bu haliyle, giyinip sarınsa, zamanı biraz geriye sarsak, bir akıncı yahut uç beyi giydirmiş oluruz.

 

Giydirilmiş kimliklerin hiç birisine uymuyor. Kronik uyumsuz. Sadece benzetebiliriz; müsaade ettiği kadar.

 

Nereye yerleşirse yerleşsin muhacir bir ruhu var.

 

Başkalarının yarasını sarmaktan kendi yarasını sarmaya vakit bulamaz.

 

Gözlüğünden muzdarip…

 

Yüzü yazıya dâhil, Çukurova bereketi… Yüzünden kimsenin aç kaldığı görülmemiştir.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator