NEŞELİ SAMURAY

 

Başkadır. Yakın bulunan, garipsenmeyen bir başkalık…

 

Başka: Uzaktan bakınca bir güneş ağacı gibi yürür. Yakınlaştıkça o ağaç da güneşin ağaçlaşmış şeklidir.

 

Başka: Japoncayı ana dili gibi bilip Japonlaşmayanlarımızdandır.

 

Başka: Kılıcı, kalkanı, gürzü bilgi ve heyecan olan çok donanımlı bir akıncıdır. Batıya değil doğuya, Uzak Asya’ya tek kişilik ve çok etkili seferleri vardır. Kılıcı minyatürlüdür ve gül yaprağındandır.

 

Başka: Ali Efendimizin isminin hürmetine olacak, tarihin ve coğrafyanın sayfaları arasında bir aslan suretinde dolaşır. Bilgi avcısıdır. Uzak memleketlerde değişik alfabelerde basılan Türkçe risalelerden, eskimiş gri sürgün fotoğraflarından, mektuplardan, yazışmalardan, ancak cehtle çıkılan dar ve dikenli patikaların ulaştırdığı saklı sandıklardan bir tarihin izlerini sürer. Zora dayanıklıdır. Pençelerinin acıdığını fark ettirmez.

 

Başka: Sürekli tebessüm halindedir. Surat asarken bile, suratını tebessüme bandırıp öyle asar. Kırmaz. Zarafetle ve nezahetle ikaz etmesini bilir.

 

Başka: Kalpak giyince Gazi’ye, spor giyince Mel Gibson’a benzeteler olsa da, o sadece kendine benzediğini, bunca aşinalığa, yemiş içmişliğe, gezip görmüşlüğe rağmen Japon’a bile benzemediğini bilir.

 

Başka: Cömerttir. Bir sofrada hesabı bir başkası ödeyecek olsa kaşıntısı tutar, huzursuzlanır.

 

Başka: Söz verince yerine getirmeden rahat edemez. Aceleci değildir. Zamanı da düşünür. Yapamayacağı sözü vermez.

 

Başka: Değer bilir. Değerinin bilinmesini bekler. Tanpınar’ın en çok “her şey yerli yerinde masa sürahi bardak” dizelerini sever.

 

Başka: Yerli yerince bir Melamiliği vardır.

 

Başka: Bir düzine gülücükle dolaşır. Bulunduğu mekânda boş sandalyeler varsa o gülücükler oturur, konuşur, eğleşir.

 

Başka: Her zaman yağmura eşlik edecek bir şarkısı vardır: Tabiatın ayarttıklarındandır.

 

Başka: Viyana’dan Urumçi’ye bir at üstünde soluksuz ve bir solukta, bir koşuda gitmeyi hayal eder. Urumçi’den Viyana’ya dönüşü tayy-ı mekan suretiyledir.

 

Başka: Ayna taşımaz. Yüzü avucunda aynalaşır.

 

Başka: Kalbi gözbebeklerindedir. Çarpılmasını da çarpıntısını da saklayamaz.

 

Yüzü üzgün olduğunda sagu, sevinçli olduğunda haikudur.

 

Ali Merthan Dündar bu…

 

Adını boy boylayıp, soy soylayıp Dedem Korkut Efendimiz vermiştir. Başka biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator