“DOST SENİN DERDİNDEN BEN YANA YANA”

 

Biriciktir.

 

Sadece kaşıyla gözüyle değil, kirpiğiyle bıyığıyla değil, Allah’ın aynalarından bir ayna olan yüzüyle de değil sadece, “hâl”iyle biriciktir.

 

O titrek, o esrik, o her daim hayretin haşyetle iç içe geçtiği, büyüsü gerçeğinde gerçeği büyüsünde saklı hayatı yaşar.

 

Yoldadır. Dururken, otururken, uyurken, konuşurken, gündelik hayatın gerektirdiği eylemlerde bulunurken yoldadır ve evrene her bakışı ilk defa keşfediyor gibidir. Evrene ve eşyaya bakarken kendisini de keşfeder. Keşfi de yola dâhildir.

 

Her şeyle ve şey olmayan şeylerle de halleşir.

 

Abdest alırken suyla, teneffüs ederken havayla ısınırken ateşle, yazıya ve yazgıya bakarken toprakla halleşir.

 

Sigarasının dumanıyla, o dumandaki kıvrımla, o kıvrımdaki hayalle, o hayalin vadileriyle, o vadilerde dolaşan, hayalden, düşünceden somutlaşan başka yolcularla halleşir.

 

Çay içerken çayın rengiyle, demiyle halleşir.

 

Eli her daim taşın altındadır. Eli erdiğince, gücü yettiğince yükten çekinmez. Eliyle, taşla, hayatın hamulesiyle halleşir.

 

İnsanın tarihle, doğayla, toplumla uyumuyla ve uyumsuzluğuyla halleşir.

 

Bin yıllık mezar taşlarına gözbebeklerinin elleriyle dokunurken, o mezarlarda yatan uluların dizi dibinde, gözü dibinde, sözü dibinde bir uslu, bir uysal derviş olarak yola koyarken kendini, aynı anda mezar taşına konan güvercinle, o güvercinin kanadındaki gri gökyüzüyle halleşir.

 

Dertli olanla halleşmez sadece, derdiyle de halleşir.

 

Allah bilir, şeytanla halleşmemiştir, şeytanın şerrinden sığınırken Allah’a Allah’la halleşir.

 

Gülümsemesi zarfsız pulsuz bir mektup sıcaklığıdır; o mektubun yazısıyla, yazıyı yazan kalemle, kalemi tutan parmaklarla mektubu okuyan gözlerle halleşir.

 

Yazıklanması ve yakınması yoktur, yakınan ve yazıklananlarla da halleşir.

 

Beş vakit alnı teslim olmanın zirvesiyle, kulakları çağrıyla, gözleri gözlerin göremediği bir pencereden kalbinin gözleriyle halleşir.

 

Bursa’da Emirhanı’nda kitap basar, kitap satar sanırsınız. O bu güzel dünya meşgalesinde ortaya çıkan yeni hallerle halleşir.

 

Kutlu’nun Dava Delisi Kerim’i diyenler yanılırlar; insanlığın dava delisi Kerim’idir;  davası da ve deliliği de yolda olma ve halleşme üzerinedir.

 

Yüzü her meşrepten dervişlerin hayret makamının eşiğindeki yüzlerinin bileşkesinden bir yüzdür…

 

Mehmet Aycı yolunu Bursa’ya düşürdüğünde, o evren kadar geniş, birkaç metrekarelik dükkânında Ulu Cami’yi tavaf eden melekler tanıklığında Cahit Çollak ile halleşir.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator