KAHVENİN RENGİ TADI

 

Kendi kuşağından Ankara’nın en şehirlisi…

 

“Kent”imizin “kendi”miz olduğunu biliyor.

 

Şehri şehir yapan bütün mekânlarda eğleşip soluklanmadan, ayak ve göz izini o mekânın alınlığına, eşiğine bırakmadan ayrılmayanlardan.

 

Gözleri de bir iz; sürekli mütebbessim…

 

Yüzünde nemli, buna yağmurlu diyelim, evet, ince yağmurlu bir gülümseme maskesi; maskesi de teninden… Çileden çıksa bile o gülümseme bir türlü çileden ve yüzünden çıkamıyor.

 

Cephesi ve çehresi tam… Yarım yüzle ve yarım ağızla selam alıp verdiği görülmemiştir.

 

Çantası da en az kendisi kadar ağırdır. İçinde okunacak kent kimliği kitapları, sosyoloji, hatırat kitapları, dergiler, dergi taslakları…

 

Kitapların ve dergilerin başını boş bırakmadığı kişilerden…

 

Bir zamanlar sevgili Ekrem Özdemir’le birlikte Mağara dergisini çıkardı. Acemi hevesi yazılar yazdı.

 

“Düşünen Siyaset”i çıkaran ekibin içinde yer aldı.

 

Sonra ülkemizin ilk özgün takı dergisi Sarraf’ı çıkardı.  Şimdi “İdeal Kent” dergisini çıkarıyor.

 

Ağır emekçi… İşinin ağırlığından değil, kendi ağırlığından… Geçim gailesiyle ve elbette severek yaptığı bu işlerden bir gün kurtulup doyasıya tembellik yapacağı günlerin rüyasını görmekle, hayalini kurmakla avunuyor.

 

Her cins kafaya, her iyi yazara “şeyh” olarak bakanlardan… Rahmetli Turgut Cansever’in müridi olma hatırına çıkarıyor biraz da İdeal Kent’i…

 

Yürüyen bir Osmanlı… Gerilemesi henüz yok…

 

Sol omzundaki melekle arası iyi değil…

 

Tıraş olmadan insan içine çıkmaz… Saçları uzun… Geçmiş devirlerde yaşasaydı gece Melami gündüz Nakşî, gün doğarken ve batarken Kadiri olurdu.

 

Bektaşi yanına adı şerh koyuyor.

 

Emir Osmanoğlu bu… İsminin haşmeti cihan devleti büyüklüğünde… O devletin başka büyüklükleri gönlünde otağ kuranlardan…

 

Yüzü mahcubiyet mahkûmu; suçtan, kusurdan değil, hicaptan…

 

Yüzünün suyuna giderek yaşayanlardan…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator