TEK BAŞINA BİR ÜLKE

 

Memleketçi ve memleketli…

 

Bir zamanlar Ankara’da eksiği yok fazlası var bir tekke olan Ülke Kitabevi’ne kitap gibi adamlar, gençler, meczuplar, fotoğrafları yan yana gelse işte Türkiye bu diyeceğiniz insanlar gelip giderdi.

 

Sohbet inanırım ki raflardaki kitapları bile gönendirirdi.

 

Müdavimlerine müşteri olarak bakmayanlardan…

 

Bir ara  “ders kitabı” işine bulaştıysa da başarılı olamadı.

 

Tüccar olmayan Kayserililerden… Hizmet ve hürmet ehli… İşinin ehli olan her kese saygısında zerre eksiği yok…

 

Rahmetli Nurettin Topçu’nun çevresindeki bir avuç gencin en gülümser parmağı…

 

Ülke Kitabevi kapandı kapanmasına da şimdi, Türkiye’nin her rengini, her zenginliğini bir dünya genişliğindeki yüzünde ve gönlünde taşımaya devam ediyor.

 

Fatih Gökdağ…

 

Kayseri Ansiklopedisi hazırlıyor. Geçim derdiyle değil, yaşasın mesuliyet anlayışıyla… Yarın Mardin, ne bileyim Sivas, Kütahya ansiklopedisi de hazırlayabilir.

 

Ülke’nin çayını içenler bile tek başına bir ansiklopedi olabilir.

 

Dert taşıdı, gam taşıdı, onca yaralının acısını duydu; kimseyse yük olmadı, benim de yaram var, sıkıntım var kardeşler demedi.

 

İçindeki yaralı ırmakların köpüğü yüzüne gün ışığı olarak yansıyanlardan…

 

Konuşmasından güvercinler havalanır.

 

Selamı sadece muhatabının yüzünü değil, sokağı caddeyi, yeri göğü ısıtanlardan…

 

Hep kendi. Oyun içinde oyunu yok…

 

Çocuklaşmadan, meczuplaşmadan, ciddileşmeden, kadınlaşmadan, anneleşmeden nasıl her kesimle, her katmanla, her insanla bu kadar güzel uyuşur, anlaşır, Allah’ın işi…

 

Yüzü de Allah’ın ince işi…

 

Aynayı tuttuğunda kendi yüzünde bütün insanlık…

 

Yalanı hilafı yok, böyle biliriz.

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator