KISA HAKAN ALBAYRAK TARİHİ

 

Uzun saçlı, zayıf, fırlatma bir çocuk olarak anımsıyorum onu “Çeteci” günlerinden. Ya da öyle bir fotoğraf kalmış aklımda… O zamanlar kimsenin cesaret işi, doping etkisi yapan, bir anda kanı hareketlendiren, bir anda hadi eylem yapalım dedirten, en tembellerimizi bile mitinge kaldıran, pankart açtıran şiirler yazardı.

 

Diyorum, hangi zamanda yaşasaydı eylem adamı ve aykırı olurdu.

 

Her zaman içinde iyi bir sahabe, iyi bir havari kişiliğini canlı tutanlardan…

 

Bir takım eklerle, sıfatlarla tavsif etmek, tanımlamak pek mümkün değil…

 

Gözleri ve yüreğinin gözleri dünya coğrafyasının kanayan her yerinde…

 

Bir heyecan ustası… Karamsarlıkları, kötülükleri, bizden adam olmazlıkları, vurdumduymazlıkları bile kaşla göz arasında heyecana tebdil edecek, bitip tükenmek bilmeyen bir enerjisi var.

 

Çevreci. Çevre sayfası da hazırlamıştı bir zamanlar nitekim… O kadar çevreci ki, çevreciliğinden “kevni tevhit” in çerçevesini çıkarmak mümkün…

 

Yeryüzünde ayak basmadığı ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmez… Gittiği her ülkeden tomurcuk tazeliğinde yeni bir bilinçle, yeni bir dirençle dönmesini bilenlerden…

 

O kadar çok pasaport soruldu ki kendine, pasaportsuz bir dünya için dua edenlerden…

 

Ateş çemberinden geçerken, kurşun yağmurları altında yaralı hayatların ellerinden tutmaya çalışırken, kalkanı da, kurşun geçilmez yeleği de meleklerin kanatları…

 

Dünyanın bütün Müslümanlarını ve bütün mustazaflarını yüzünden tanıyacak kadar aşina…

 

Dert sahibi… Kaygılı… Her yeni düşünceden, her yeni adımdan, her yeni kıpırdanıştan bir çocuğun doğmandan, bir ağacın aniden çiçeklenmesinden duyduğu hazzı duyuyor.

 

Dünyanın dağınık saçlarını taramak için kendi saçlarını taramaya fırsat bulamayanlarımızdan… Onun için her daim saçları kısa…

 

Devrimciliği fıtrî…

 

Gökteki yıldızın sahicisiyle yalancısını ayırmasını bilir. 

 

Ayetlerle ve meleklerle arası iyi…

 

Şair, köşe yazarı, ömrünü İslam İttihadına adayan hizmetkâr, gezgin, eylemci, direnişçi, yönetmen, muhabir, ilâ ahir… De, adam bildiğimiz Hakan Albayrak…

 

Kayserili bir Kafkasyalı… Her kadim şehir onun sevgilisi… En çok da Saraybosna…

 

Göçmen ve gezgin bir yürek taşıyor taşımasına da alabildiğine yerli…

 

Türkiye ilk ve son aşkı…

 

Trenleri, özellikle yataklı trenleri sever. Ankara’yı da sever.

 

Yüzü mutedilliğin en güzel resmi… Gülümsemesi eski kitaplardan bildiğimiz peygamberlerin buruk ve derin gülümsemesi…

 

Parkesinin cebinden binlerce gökyüzü çıkar.

 

Parmaklarına Hızır Aleyhisselam okuyup üflemiştir.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator