“ÇARPINTISIZ DAKİKASI OLUR MU DEVRİMCİNİN?”

 

Yoğun bakımda… Yüzü öyle güzelleşmiş, öyle dinginleşmiş ki, artık ait olduğu yerin rüzgârını estiriyor. Nefes alışında bile bir gülümseme… Huzurun eşiğinde… İçimden Fatiha okumak gelmiyor, şifa ayetleri de o anda aklıma gelmiyor, ne biliyorsam ezbere okuyorum, Allah’ım diyorum hakkında hayırlısını ver, benim inandığım Allah, Sacit Safi’yi cennetine koyar.

 

Bandı ileri sarıyorum, Sacit amca uçtu…

 

Bandı geri sarınca,  bir güzel insanın dünya yolculuğu işte, tanık olabildiğimiz kadarıyla…

 

Onu tanıyan insanların ilk tanımı; dürüstlük…

 

Hızır Efendimizden el almışçasına yardımsever…

 

Otururken yerinde duramıyor. Sanki kendisi değil de kalbi oturuyor atışlarının ritmini bozmadan. Ona bakan safi bir yürekten ibaret olduğunu görmekte zorlanmaz.

 

Sözü de kendi gibi heyecanlı.

 

Konuşması yeterince hızlanmış bir trende yolculuk hissi veriyor insana.  Tren demişken, yüksek hızlı tren projelerini öyle önemsiyor, öyle önemsiyor ki, milletinin rüyalarının gerçekleştiğini görüyor bu projelerde.  “Sürat Demiryolu”nun onun için biraz da aile meselesi olmasından değil bu ilgisi. Devlet Planlama kökenli.

 

Her defasında Samsun’a ne zaman diye soruyor.  Diyarbakır’a ne zaman… Adana’ya ne zaman… Adana’dan Samsun’a kaç saat olacak. Antalya’ya ne zaman?

 

Sacit Amca ile karşılaşmamın/konuşmamın sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Dolu, bereketli bir sohbet ortamı var. Onunla konuşurken kendinizin olgunlaştığını, yüreğinizin evren gibi genişlediğini, her daim hareket halinde olduğunuzu idrak ediyorsunuz. Daha çok sorularla kendinize getiriyor sizi. Tolumu ilgilendiren her meseleye duyarlı… Toplumun ilgilendiği her meseleyle pek ilgisi yok. Köpükle, alevle, gündelik telaşla pek ilgilenmiyor.

 

Saati tabiatın saatine ayarlı…

 

Doğal olandan yana… Herkesi ön kabulle kendisi gibi biliyor. Kurdun kuşun, böceğin çiçeğin, kendisine selam veren, kendisinin selam verdiği insanların hakkını hakkınca teslim etmiş…

 

Keskinliği de var. Af edersiniz yavşamaya,  suiistimale, kafa konforuna, ne lazımcılığa tahammülü yok.

 

Devlete hizmet ederken, devletin kendi açık algılarını köreltmesini, yumurtalarını çıkarıp enemesine müsaade etmemiş…

 

Erkek duruşunu bozmamış… Kavga etmesi gerekiyorsa kavga da etmiş devletle, bürokrasiyle…

Sacit Safi… Son nefesinde yoğunlaşmış bir secdeden ibaret… Topağın gördüğü sayılı delikanlılardan… Cemal Safi’nin aynı ana-baba ayrı meşrep kardeşi… Şair Eren Safi’nin babası… Yüzü yaşarken de ölürken de meymenetli; insana güven veriyor.

 

İyi biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator