“BEN DE SÜLEYMAN’IM KENDİ HALİMCE”

 

Sesinde limon çiçeği inceliği…

 

Gülümsemesi limon çiçeği narinliğinde, nezaketi de öyle; limon çiçeğinden kolyeler taşıyor sessiz kelimelerin boynunda… Selamı Hızır selamı; insanın yaralarını sağaltır.

 

Bir masal adamı… Sadece masal meraklıları bilir. Dili de,  hayatı da, eşya ve evrenle ilişkisi de masala dâhil…

 

Hayatın emsalsiz bir masal olduğunu biliyor. Ya da şöyle: Her insanın hayatının emsalsiz bir masala dönüşme potansiyelinin farkında; dönüştüğü takdirde dünyanın yaşanılası bir yer olduğunun da…

 

Evcimen. Evcimenliği akşam eve gitmekle, evine bağlılıkla sınırlı değil, evi dünya, dünyası ev olanlardan… Yurt tutmanın, ev yapmanın, yuva kurmanın bir cennet iğretilemesi, bir “uçmak” tasarımı olduğunu da biliyor.

 

Konacağını bilerek uçanlardan… Uçuşu büyük göçmen kuşların uçuşundan ayrı, daha bir kendine özgü…

 

Kendi içinde sesli… Herkesin içinde sessiz…

 

Herkesin içinde yüzündeki o kendine özgü esmer aydınlıkla seçilenlerden…

 

Yusuf kıssasını aklından çıkarmasa da adından dolayı en çok Süleyman kıssasını seviyor. Ondan rüzgâra ve kuşlara ayrı bir muhabbeti var.

 

Yakışıklı ve saygılı… Kalbinin pınarlarından parmaklarını emzirdiğinden yakışıklığında ayrı bir merhamet gömleği var.

 

Süleyman Teyek bu…

 

Türk lehçeleri okudu… Sözlüklerle ve sözcüklerle arası iyi…

 

Dede Korkut çalışıyor. Rüyasında atlardan, buğralardan, Korkut Ata’nın ad verme ayinlerinden geçilmiyor.

 

Masal kitapları var. Bir zamanlar Patlıcan adında bir mizah mecmuası çıkarmıştı.

 

Şiirler yazmıştı. Şiiri bırakalı çok oldu da, kaşları her zaman bir yasma divanın iki mısraı…

 

Mühre ve Zühre yıldızının hallerine ihtiyacı yok…

 

Yalnızlığından yaptığı yalılarda, konaklarda, saraylarda masal kahramanlarının dolaşmasından memnun…

 

Yüzü kara üzüm salkımının alacakaranlıkta şavkıması…  Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator