YTK

 

Kalbinin yaka cebinde daima bir vefa çiçeği açar. Daima açar. Kalbini sağaltarak, kalbini kanatarak, kalbinden kâinatın yörüngesine taze yapraklarını dökerek açar. Ya da şöyle: Kendisi, kendi kalbinin yaka cebinde bir vefa çiçeğine dönüşür.

 

Yakın tarihin sokak aralarında, kapı arkalarında, çıkmaz sokaklarında, mahzenlerinde, saklı ve gizli odalarında dolaşırken, bilerek aradığı yahut ararken bulduğu/bildiği parça tesirli hakikatleri gün yüzüne çıkarmakta mahirdir. 

 

Millet dediğimiz müşterek şuurun farkındadır.

 

Gözleri vicdanından başka gözlük kullanmaz.

 

Tarihin, toplumun ve tabiatın kuramla, kurmaca ile kurgu ile izah edilemeyeceğini bilir.

 

Yaşaran, yeşeren, yaşatan her şey onda değerlidir.

 

Fil tarifi derslerinde notu yüksektir.

 

Hangi atın cins, hangi şahinin sahiden şahin, hangi oba beyinin sahiden bey olduğunu bilir. Çerçicilikle işi olmaz. Karnı çamurlu atlarla ve sinek kovalayan şahinlerle de…

 

Ömer Seyfettin’in hikâye kahramanlarından süzülme bir saklı mizacı vardır.

 

Herkesçe bilinen monografisini herkesçe bilinmeyen ayrıntılarla yazabilecek kadar Akif meftunudur.

 

Menderesli günlerin belgeselini yaparken kendisini rüyasında Yassıada hücrelerinde defalarca görmüştür.

 

Heyecan adamadır. Yazıklanmaz. Umutsuzluğun insan için onulmaz yara olduğunu aklından çıkarmaz.

 

Tarihin çürüyen köklerine de uç veren dallarına da aşinadır. Kurgulanmış gelenek anlayışının dışında, tabii olarak kendini yenileyen geleneğin diliyle konuşur.

 

Tek kusuru her şeye belgesel gözüyle bakmasıdır; ilgi ve meslek hastalığıdır, hoş görülür.

 

Tütün ve çay tiryakiliği kusur sayılmaz.

 

Çam yarması tavsifi çokça bedene vurgu yaptığı için onu tanımlamaz; yüreği de çam yarmasıdır.

 

Uzun ve yakışıklı saçlarını tararken bile ruhunun elleri dünyanın bütün yetimlerinin saçlarında dolaşacak kadar yakışıklı bir ruha sahiptir.

 

Randevusuna geç kalmaz; erken gelmez.

 

Zihnine çat kapı konuk olan yüzlerce konuyu zihninin ayrı konaklarında ağırlar.

 

Şiiri yoktur; milleti millet yapan her şiirin, her türkünün, her yaşanmışlığın ince dikişle desenlediği şiirli bir hayatı vardır.

 

Yaşar Taşkın Koç bu…

 

Tarihçi. Yönetmen. Ali Adnan Menderes, Nuri Demirağ, Keşke Olmasaydı başta olmak üzere pek çok belgesele imza attı.

 

Metinler yazdı.

 

Şimdi bir gazetede köşe yaşarlığı bir televizyonun Ankara temsilciliğini yapıyor.

 

Akif’e vefa borcunu ödemekle meşgul…

 

Yüzü henüz notaya alınmamış bir bozlak… Yakıldığı ilk sürgün günlerindeki kadar taze, temiz ve dokunaklı…

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator