BULUTLU TESTİ VE SAFLIK

 

Kulakları dünyayı, olanı biteni, olanın bitenin altında yatan baksa sesleri, başka oyunları, birinci, ikinci, üçüncü, kırkı birinci katmanda akıp giden hayatı dinlemek için olsa gerek doğuştan tetikte…  Yahut yüzü gibi kulaklarının da gözleri var o gözlerin kirpiği yok… Uykudayken bile uyanık intibaı uyandırıyor kulakları…

 

Yüzü henüz cebir ilmi icat edilmeden meleklerin eliyle çizilmiş dar açılı bir üçgen… Sadece üçgenin açısı dar, yoksa yüzünün üçgene sığmayan, cebirle izah edilemeyecek açılarında bütün bir kainatın gözeneklerine kadar açılan açılar var.

 

Kendisi de bunun farkında… Gülümsemesi de, ciddi olduğu zamanlar çerçevelenen resmiyet de ölçüye tartıya, çizgiye çekiye gelir cinsten değil…

 

Bir de saçlarına komşu üçgenin iki kenarından, üçgenin alt ucu olan çenesinden aynı anda, aynı üslupla yüzünün merkezine yürüyen yarı sarışın yarı kumral bir tebessüm var; gelip burun direği ile gözleri arasındaki o daracık alanı yurt tutan…

 

İşte burada göçebelik yok… Kendi gözlerinde, göz ekseninde, göz evreninde o kadar yerleşik ki, o ilk yerleşmede henüz dünya yaratılmamışçasına bir anlam….

 

Mektepten kütüphaneci… Meleğini evinde icra ediyor.

 

Hayatı da kendisine verilmiş bir “ödünç” olarak gördüğünden, her gün taksitle geri ödüyor hayatın kendisine verdiğini…

 

Yalnız “ödünç kitap” konusunda ödünç hayat kadar hassas değil…

 

Nerde bir kiraz ağacı görse, burnuna nerde bir kiraz çiçeği kokusu çalınsa doğup büyüdüğü toprakları hatırlıyor.

 

Hatırın ve vefanın fındık kadarına bile karşı hürmeti var.

 

Denize ve yaylaya “orta” mesafeden bakmayı sevenlerden… Kahvenin ortasını seviyor mu bilmiyoruz; çay adamı…

 

Biraz Karadenizlilikten biraz da Derelili oluşundan çay adamı…

 

Yeryüzünün alın toprağı kılınmasını bir bilinç haline getirdiğinden küreselleşme denen nanenin her türlü numarasına vakıf…

 

Bir “Vakıf Uygarlığı”na  mensup olmak, kendisini ona “ait” hissetmek  küresel yok olma eyleminde, dönüp kendisine baktığında dünyanın en anlamlı adası, en anlamlı sığınağı olarak görünüyor kendisine…

 

Modern Toplumunun çözülmesine ve çözümlemesine kafa yoranlardan…

 

Kim olduğunu ve kimliğini biliyor…

 

Cevat Özyurt bu…

 

Toplumbilim doktoru…

 

E, doçentliği de var…

 

Harbi okuyuculardan….

 

Talebeleri kıymetini okul bitmeye yakın anlıyor.

 

Bu haliyle bile bir yöntem oluşturduğu söylenebilir.

 

Yerli…

 

Yüzü üçgen suretinde olsa da henüz şifresi ve yazısı çözülememiş bir eski zaman mührü…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator